Eğer kitabın anlattığıyla benim anladığım aynıysa o zaman double double.. Eğer ki bir başkası da aynısını anladıysa triple double
- Bilim kurgu, çizgi roman, araştırma, tarih vb.
MODERATÖRLÜK görevime işlerim nedeniyle bir süre ara verdim.
Martin Mystere (Atlantis) çizgi romanının ülkemizde Lal kitaptan Temmuz 2022'de çıkan 210. macerası. Orijinali, 2021 yılı Temmuz ayında İtalya'da "Il Vampiro di Vienna" ismiyle Martin Mystere'in 377. sayısı olarak basılmış. Hikayesi Davide Barzi tarafından yazılan maceranın çizimleri Walter Venturi tarafından yapılmış. Çeviri her zamanki gibi Zeynep Ece'ye ait...
Bu sayıda, Martin Mystère'i, sinema tarihinin en ünlü kayıp filmi olan Tod Browning'in 1927'de yönettiği “London After Midnight” filminin de içinde yer aldığı bir macerada görüyoruz. Söylenenlere göre, Metro-Goldwyn Mayer depolarında çıkan kaynağı belirsiz bir yangın, 1960lı yıllarda filmin var olan son kopyasını da yok etmişti.
Günümüze gelirsek, kaybolan filmin bir kopyası ile orijinal senaryosunun bulunduğu iddiası ve gerçek vampirler etrafında dönen bir kovalamaca içerisinde buluyoruz kendimizi.. Ancak hikaye en heyecanlı yerinde bir sonraki sayıda devam etmek üzere son buluyor..
Kitap sonundaki Fantazmagori bölümünde Vampir konusu tarihsel bir açıdan ele alınmış ve edebiyattan sinemaya kadar olan geniş yelpazede gayet akıcı bir şekilde incelenmiş.. Bu bölümü de ayrı bir zevkle okudum.
Devamı olan Martin Mystere - Sayı 211 - Kırmızı Giyen Adamlar adlı sayıya geçiyorum.
Martin Mystere (Atlantis) çizgi romanının ülkemizde Lal kitaptan Haziran 2022'de çıkan 209. macerası. Orijinali, 2021 yılı Haziran ayında İtalya'da "Come ai vecchi tempi" ismiyle Martin Mystere'in 376. sayısı olarak basılmış. Hikayesi Carlo Recagno tarafından yazılan maceranın çizimleri Fabio Grimaldi tarafından yapılmış.
BÜYÜLÜ KILIÇLAR
Martin Mystere maceralarının tekrar eden temalarından biri de efsanevi kılıçlardır. Bunlardan, 1983'te, 14 ve 15 numaralı sayılarda ilk karşısına çıkan, uzun öyküsü daha sonra Martin Mystere Dev Albüm No.1'de ve "Özel" albüm No. 35'te anlatılan Kral Arthur'un kılıcı Excalibur ile ilgiliydi.
Daha sonra, Şarlman'ın Joyeuse'ü (Martin Mystere & Nathan Never No. 1); Siegfried'in Balmung'u (Dev Albüm No. 6 ve Martin Mystere no. 244-246 Lâl Kitap aylık seri 77-79); Beowulfun kılıcı (No. 288-Lâl Kitap aylık seri 121); Orlando' nun Durlindanası (no. 299-Lâl Kitap aylık seri 132) ile de maceraları yayınlandı.
Bu sayıdaki maceraya konu olan kılıç, Japon Kusanagi'dir.
Tanrılarin babasi İzana-gi'nin cocuklarindan biri olan İzanami'nin burun deliklerinden doğan Susano ile sol gozunden dogan Amaterasu arasinda bir mucadele vardir. Bildigini okuyan bir karakter olan Susano'ya denizlerin hakimiyeti, Amaterasu'ya ise göklerin krallığı verilmişti. Ancak kendini küçümsenmiş hisseden Susano, kardeşini düelloya davet eder. Bu düello ile kimin hükümdar olacağı kimin ise sürgüne gideceği belirlenir ve mücadeleyi Amaterasu kazanır. Susano sürgüne gider.
Bu girişle başlayan hikaye sonra günümüz dünyasına ve Martin Mystere'e bağlanarak devam eser. Hem aksiyonu bol, hem de flashback referansları olan akıcı bir macera. Beğenerek okudum...
Ferhan Şensoy’un "Şans Kapıyı Kırınca" ( tr.wikipedia.org/wiki/Şans_Kap?... ) adlı film için gittiği Küba’da başından geçen olayları deneme, inceleme tarzında mizahi bir dille anlattığı bir anı kitabı. Gündüz kuşağında filme denk geldim. Keyifliydi. Biter bitmez hakkında birşeyler öğrenmek için araştırma yaparken kitabına rastladım. Birkaç saat sonra kitabı da bitirdim hayırlısıyla.
Kitap, filmde oynaması için aldığı teklifle başlıyor. İstanbul'da sinagog saldırılarının yaşandığı 2003 Kasım ayları. ( tr.wikipedia.org/wiki/2003_İsta...ı ). Hemen Aralık ayı başında Küba'ya gidiyorlar. Yaklaşık 1 ay süren çekimler boyunca yaşadıklarını kendi penceresinden ve tarzından kaleme almış büyük usta. Kitap bence filmden daha başarılı ama bazı zorlamaları da yok değil.
Pek çok kitabını okuduğum Ferhan Şensoy’un anlatımı bazen biraz uzuyor ve okuyucunun dikkatini dağıtıyor ama bununla birlikte, Şensoy’un mizah anlayışı tam da onu tanıdığımız şekliyle kitapta yer alıyor. Sözünden çok düşüncesini esirgemeyen bir tarzı var.
Acaba önce kitabı okusaydım, sonra filmi izleseydim diye de düşünmüyor değilim ama nasılsa filmi tekrar izleme durumu her zaman söz konusu...
Ferhan Şensoy'un hayata bakış tarzını da yansıtan, kitaptan beğendiğim şu alıntıyla bitireyim incelemeyi:
...
Şarabımı yenileyen Papyonsevmez merakla soruyor:
- Nasıldı Küba?
- Güzeldi. Çok güzeldi.
- Hacı komünist oldunuz mu bari ?
- Oldum elhamdülillah ! Al sana getirdim bu şişeyi!
diyerek, Küba'dan getirdiğim Havana Club rom şişesini çıkarıp çantamdan, uzatıyorum.
- Ne bu ağbi ?
- Rom . Zemzem yok Küba'da, rom var. Herkes bunu içiyor. Bir hacı olarak sana ordan rom getirdim canım kardeşim. Bununla abdest alınmayacak, oraya buraya sürülmeyecek, direk içiyorsun, direk cennete