Vladimir Mayakovski – Tahtakurusu
Sovyet edebiyatında şair kimliğiyle tanınan Vladimir Mayakovski, aynı zamanda tiyatro oyunları, afişleri, sloganları ve reklamlarıyla da dönemin en güçlü figürlerinden biri. Tahtakurusu, onun edebi mirasında hicivle fantastik unsurları buluşturan ve sosyalist ütopyaya ironik bir bakış yönelten en dikkat çekici metinlerinden biri.
Başkahraman Prisıpkin, küçük burjuva alışkanlıklarını terk edemeyen, şatafat ve zevk düşkünlüğüyle öne çıkan bir karakterdir. Toplumun “eski kalıntıları”nı temsil eden Prisıpkin, bir yangın sırasında kriyojenik biçimde dondurulur ve yıllar sonra uyandırıldığında karşısına bambaşka bir dünya çıkar: sade, eşitlikçi, çalışkan insanlardan oluşan “ideal sosyalist toplum.”
Fakat o, eski alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlıdır. Lükse, kaba zevklere ve geçmişin gölgelerine tutunmaya devam eder. Bu yüzden geleceğin insanları onu, tek “uyumsuz canlı” olan tahtakurusu ile birlikte bir kenarda muhafaza eder. Burjuva geçmişin artık sadece bir müze kalıntısı olabileceği mesajı böylece verilmiş olur.
Oyun sahnelendiği dönemde büyük yankı uyandırır. Mayakovski’nin alaycı dili, hem topluma hem de resmi ideolojinin katılığına dokunan keskin bir eleştiri taşır. Bu yönüyle Tahtakurusu, hem dönemin sanat anlayışına hem de Mayakovski’nin toplumla kurduğu gergin ilişkiye ayna tutar.
Eser, Rusça aslından Çağan Er’in titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı. Çeviri, dönemin politik ve kültürel atmosferini anlamaya yardımcı olan kapsamlı dipnotlarla destekleniyor. Üstelik Çağan Bey, akademik çalışmalarını Mayakovski üzerine sürdürmüş bir isim; bu da metne ayrı bir değer katıyor.
Kitap aynı zamanda görselliğiyle de etkileyici. Gizem Eke’nin illüstrasyonları Sovyet estetiğini günümüze taşırken, Evgheni Batu’nun kapak tasarımı özeni ve