Çağla

Çağla
@Caglalii
Just a bit obsessed with rain, words, and old bookstores. "Whatever our souls are made of, his and mine are the same"
İzmir
07 Kasım 2005
30 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
BAYILDIĞIM O SERI
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 124. kitabı
Yazarın kalemi öyle bir dans ediyor ki, satırlar adeta gözlerimizin önünde hayat buluyor. İlk kitap heyecan fırtınasıydı, ama bu ikinci kitap?! Karakterlerin iç dünyası öyle bir derinleşiyor, öyle güzel evriliyor ki... bazen gülmekten, bazen de hayret etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Serinin devamını beklerken kalbim deli gibi atıyor, sabırsızlıktan çatlıyorum. İlk kitabı o kadar çok sevmiştim ki, bitince “İkinci ne zaman?” diye deli gibi düşündüm durdum. Sonra sonunda kavuşmak… Şimdi ise yeni bir dert var: “Üçüncü ne zaman çıkacak?” Beklemekten patlayacağım! İlk kitaptaki beş kahramanımızla burada daha da yakınlaşıyoruz; aşkın tatlı yanından, pişmanlığın keskin köşesine, ızdırabın en derin noktasından mücadele ateşine uzanan bir yolculuk bu… Hepsi o kadar canlı ki, “Bir kez daha okusam mı?” diye kendimi durduramıyorum. KARAKTERLERI COK SEVIYORUMM. Her biri nereden geldiğini unutmuyor, yaşadıklarıyla yüzleşiyor, değişim varsa bile bunu öyle bir samimiyetle, öyle bir detayla yaşıyor ki, anlatılan her şey içinize işliyor. Bugüne kadar birçok seri okudum ama hiçbirine böyle bağlanmamıştım, böyle sabırsızlıkla beklememiştim. Kitap elimde olunca, geceyi gündüze katarak, uykusuz kalmayı göze alarak okudum. Güneş doğarken kitabı bitirmek…
Hainin Mührü 2Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025260 okunma
Reklam
10/10
·722 syf.··
2025 314. kitabı
Elinizde tuttuğunuz o 700 sayfalık dev eser bir anda tükeniyor, sanki yetmemiş gibi... Kitabı övmek için ne kadar kelime sarf etsem de, ne desem yetersiz kalacak; çünkü Rüzgarın Adı ancak okunarak, yaşanarak anlaşılabilecek bir hikâye. Bu kitap bir anlatıdan çok daha fazlası. Büyülü bir atmosferde şekillenen, sözcüklerin müzikle harmanlandığı, bilgiyle ve gizemle dokunmuş bir dünya sunuyor bize. Ve bu dünyada, sırlarla örülü hayatını anlatan Kvothe’un sesi öylesine güçlü ki, lavtasının tellerine dokunduğu her anı neredeyse işitiyor gibi oluyorsunuz. Hissedilen tek eksiklik, onun çaldığı ezgileri gerçek anlamda duyamamak oluyor. Fantastik edebiyatı seven herkes için Rüzgarın Adı, okuma listesinin en başına yerleşmesi gereken bir başyapıt. Patrick Rothfuss’un kalemiyle tanışan herkes, bir anlatıcının nasıl büyü yapabileceğini bizzat deneyimlemiş olacaktır.
The Name Of The WindPatrick Rothfuss · DAW Books · 20084,600 okunma
Harika
Puan vermedi·370 syf.··
2025 312. kitabı
Kitabın ilk sayfalarından itibaren, Mark Watney’nin Mars’taki yalnız mücadelesi beni öylesine içine aldı ki, kendimi Kızıl Gezegen’in tozları arasında yürürken buldum. Kitabı okudukça, hayalimde kurduğum o Mars manzarasının bir gün ekranda can bulacak olması fikri beni heyecanlandırıyor. Filmini izlemek için sabırsızlanıyorum. Kitabın bazı bölümleri yalnızca yapılan işlemlerin teknik açıklamaları gibi görünse de, beni en çok etkileyen şey tam da bu oldu. Kimya, biyoloji, fizik... Derslerde gördüğüm pek çok konuyu bizzat yaşamın içindeymiş gibi örneklerle görmek; bilgiyle kurgunun bu kadar ustaca harmanlanması, hem eğitici hem de sürükleyici bir deneyim sundu. Okurken hem güldüm, hem düşündüm, hem de öğrendim. Marslı, sadece bir bilimkurgu romanı değil; insan zekâsının, mizahın ve hayatta kalma arzusunun birleşiminden doğan eğlenceli ve öğretici bir yolculuk. Kitap bitince bir boşluk hissettim — keşke biraz daha devam etseydi dedim.
The MartianAndy Weir · Broadway Books · 201110bin okunma
Bayıldım
Puan vermedi·187 syf.··
2025 322. kitabı
Ged’in Arha’ya, yani Tenar’a bir usta gibi yaklaşması, onu kırmadan ama kararlılıkla gerçekliğe çağırması, içimde tarifsiz bir duygu uyandırdı. "Nereden nereye" dedirten o dönüşüm, bir karakterin hem içsel hem de dışsal yolculuğuna tanıklık etmek açısından müthiş dokunaklıydı. Arha, geçmişinin hurafelerle —belki de daha doğru bir deyişle, inşa edilmiş bir gölge dünyasıyla— örülü olduğunu Ged sayesinde kavradığında, okur olarak ben de onunla birlikte sarsıldım. Artık bir seçim yapmak zorundaydı: Ya kendisine verilen kimliğe sıkı sıkıya tutunacak ve “Arha” olarak kalacaktı, ya da cesaretini toplayıp “Tenar” olmayı, yani yeniden doğmayı, hayatını baştan ve özgürce yaşamayı seçecekti. Bu hikâyede beni en çok etkileyen şey, Le Guin’in anlatımı oldu. Ne bir kelime fazla ne bir betimleme gereksiz. Her cümle, her tasvir yerli yerindeydi. Dinsel ve felsefi ögeler, fantastik türün sınırlarını aşarak gerçekliğe dokunuyordu. Kitapta yalnızca bir kurgu değil; aynı zamanda insanın kendini, özgürlüğünü ve inançlarını sorgulama biçimi vardı. Bu kitap yalnızca fantastik edebiyat sevenlere değil, okumanın gücüne inanan her gence önerilmesi gereken bir başyapıt. Verilebilecek her puan yetersiz kalır. Çünkü bu kitap sadece okunmaz; hissedilir, yaşanır, içselleştirilir.
The Tombs of AtuanUrsula K. Le Guin · Atheneum Books for Young Readers · 20125,1bin okunma