Mustafa Suphi ve yoldaşlarının Trabzon'a geldikten sonra başına gelenleri anlatan görgü tanığı Türkiye Komünist Gençler Birliği üyesi Abdulkadir:
O sırada ben tebdil-i kıyafetle Değirmendere'ye gittim. Vaziyeti bizzat kendim müşahe ettim. Saat 9'da gelecek olan heyet saat yarımda geldi. Halkın kısm-ı azamı gitmişti. Yağmur yavaş yavaş yağıyordu. Hava dahi soğuk idi, halkın dağılmaları üzerine derhal inzibat ve polis memurları yolları keserek halkın gitmelerine mani oluyordu. Fakat halk mahalle aralarından savuşuyordu. Saat yarımda kafile göründü. Değirmendere'de vali, Müdafaa-i Milliye Reisi ve azaları, polis müdürü bulunuyordu. Kafilenin yaklaşmasından ilk evvel bir zabit elindeki evrak ile Müdafaa-i Milliye Reisi ile görüştü. Derhal zabıt tevkif edilerek sevk olundu. Esbabı sonradan anlaşıldı. O sırada Kâhya Yahya dahi rüsûmat dairesinden on tane hammal ve 5-6 tane Rençber on beş tane sepetli hammal çocukları dizerek geldi. Kafilenin takarrübünden beş dakika evvel tellal bağırdı. Gelen kafileye hakaret, tükürmek, çamura batırmak gibi şeylerin yapılması hususunu teşvik etti.
Kafileden ilk evvel Mustafa Suphi çıktı. Derhal bir zabit karşı durarak şu suretle hitap etti. Mustafa Suphi, Mustafa Suphi bak 16 arkadaştan yalnız ben kurtuldum. Bakü'de Türkmenistan'da binlerce üsera kardeşlerimizi sen mahvettin, bunun üzerine teşvik edilen halk, hammal, rençberler, istemeyiz diye haykırdılar. Mustafa Suphi Müdafaa-i Milliye Reisine ve valiye hitaben söyledi ki: Biz Ankara'ya gideceğiz, Mustafa Kemal Paşa'ya arz-ı ubudiyet (bağlılığımızı belirtmek) için geldik. Lütfen müsaade ediniz. Muhabere edelim. Ondan sonra diyorken arkadan birisi bir tekme vurdu. Suphi yoldaş çamurlar içinde yuvarlandı. Hammal derhal taarruz ederek yüzüne tükürmek, çamur atmak ve döğerek motora sevk