Yazar ve araştırmacı Faik Bulut, İngiliz büyükelçisinin sözlerine dikkat çekiyor:
"Şeyh Sait Hareketi döneminde Azadi örgütünün diplomasi faaliyetinden söz ederken"... Ciddi bir diplomasi pratiği sergileyemedi. Mesela Şeyh Sait'in oğlu Ali Rıza, Tebriz',deki İngiliz konsolosundan, "Bağımsız bir Kürt devleti için destek bulabilmek amacıyla Londra'ya gidişine izin verilmesini" istemişti. Konsolosun bu isteği hoş karşılamasına büyük tepki gösteren büyükelçi, "İngiltere'nin özerk veya bağımsız bir Kürt Devleti'nin kurulmasını teşvik etmek veya bu konuda sorumluluk üstlenmek gibi bir politikası yoktur" demişti (Faik Bulut, Tarih boyunca Kürtlerde diplomasi, s.255, Evrensel yayınları)
Keza başka bir kaynak Kürtlerin yabancılarla işbirliği etmesi bir yana Türkiye'nin Fransızlarla işbirliği ederek isyanı bastırdığını söylemektedir.
"Stratejik ve lojistik değerlendirmeler, geçit vermez dağlarla korunan isyan bölgesine bir şekilde ulaşmasının zaruri olduğunu gösteriyordu. Bunun tek yolu bir kısmı Suriye'den geçen Bağdat Demiryolunu kullanmaktı. Bu sebeple, Türk hükümeti, Türk birliklerini ve malzemelerini demiryolunun Suriye'deki bölümünden taşıyabilmek için Suriye'deki Fransız yetkililerden izin istedi. 20 Ekim 1921 tarihli Fransız-Türk antlaşmasının 10. Maddesi gereğince bu izin verildi.
Bu antlaşma ayrıca 1921 Franklin-Bouillon Antlaşması olarak da bilinmektedir. Kürt ve Kürt yanlısı kaynaklar Bağdat Demiryolunun Suriye'den geçen bölümünü kullanmakla, Türklerin, isyanın gidişini belirleyecek bir fayda sağladığını vurgulamaktadır." (Wadie Jwaideh, Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi, s. 399, iletişim yayınları)