Çağlar

Ankara, 26 Şubat 1921
27 Şubat'ta Londra'da başlayacak olan Londra konferansı öncesi ABD'li gazeteci Streit'in Mustafa Kemal'e yönelttiği sorulardan biri de komünizme ilişkindi. Gazetecinin "Türkiye'de Bolşeviklik, yani komünistlik, enternasyonalistlik, vb. hakkında vaziyetiniz nedir?" sorusuna, Mustafa Kemal, "Türkiye'de komünizm yoktur. Bütün cihan bizi milliyetçi olarak bilir ve milletimizin bağımsızlığını, haklarını ve menfaatlerini müdafaa eden kimseler olarak öyleyiz de. Şayet enternasyonalizm demekle bütün milletlerin bağımsızlık ve hukukuna saygıyı kastediyorsanız, o zaman evet, biz enternasyonalistiz de. Diğer taraftan, biz dinimize de bağlıyız. Milli ve dini ruha aykırı olan komünizmin bizde nasıl bir tatbikat sahası bulabileceğini de anlamam. Böyle bir ihtimal ancak Türk milletine karşı girişilen bir suikastın gerçekleşmesi halinde husule gelebilir" diye cevap verir. (Atatürk'ün Bütün Eserleri c. 10, s. 60)
Sayfa 189·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Moskova, 20 Şubat 1921
Türkiye'deki Komintern militanları ya da Sovyet Rusya diplomatları, Çerkes Ethem ayaklanmasını ve Mustafa Suphi'yle yoldaşlarının akıbetlerini konu eden bir rapor kaleme alır: "... başta Suphi yoldaş olmak üzere, Merkez Komitesi'nin Erzurum'a gelmesi, hükümeti son derece korkuttu ve endişeye düşürdü. Hileci bir politika sayesinde Meclisin tepkisini temin ederek Bolşevizme karşı oldukça güçlü bir akım oluşturdu ve bundan faydalanarak, komünistleri tutuklamaya başladı. Tutuklananlar Ethem ile ilişkide olmakla suçlanıyor. Komünistlerin gazeteleri kapatıldı. Moskova'dan gelen Bekir Sami, her kasabada gördüklerine ve kendisini ziyaret edenlere, Bolşeviklerin Türkiye için ne kadar büyük tehlike olduğunu, Azerbaycan'ın nasıl talan edildiğini ve müslüman encümenliklerinde başkanların çok önemsiz bir rol oynadıklarını anlatmak için hiçbir fırsatı kaçırmadı. Ülkede Bolşevik akımı ustaca ve dürüstçe yönetebilecek tecrübeli kişilerin olmadığına inanan hükümet, Suphi ve yoldaşlarının ülkeye girmesini kesinlikle önlemeye hazırlanıyor ve gerekirse Rusya ile ilişkileri kesme duygusu içinde bulunuyordu. Kars'ta iyi karşılanan yoldaşlarımız, Erzurum civarında hakaretlere maruz bırakıldı. Trabzon'a vardıklarında, karşılarında hükümetin tahrikiyle toplanan büyük bir kalabalık çıktı. Kalabalık, yoldaşlarımızın üzerine taş ve sopalarla saldırıp, ağır hakaretlerde bulundu ve daha sonra bir ustanın yanına götürüp ellerini bağladı. Motor kıyıdan birkaç mil uzaklaştığı zaman, önce Suphi yoldaş süngüyle boğazlanıp denize atılıyor, ardından dört yoldaş aynı kadere uğruyor, geri kalanlar da kurşunlanıp denize atılıyor. Oysa, bu sırada MYK üyelerinden Mehmet Emin ile Süleyman Sami'ye Trabzon'da dokunulmuyor ve onlar serbest bırakılıp, Kemalistlerle temas halinde olduklarını söylüyorlar. Bir
Sayfa 188·Kitabı okudu
Çerkes Ethem ve ona bağlı kuvvetler 29-30 Aralık tarihinden itibaren Ankara'nın emrindeki kuvvetler ile yoğun bir çatışma içerisindedir. Bu esnada teknik açıdan Ethem Bey'in Kars'ta, Karabekir gözetimi altında olan Mustafa Suphi'yle veya TKP heyetinden birileriyle temas halinde olması pek mümkün görünmüyor. Siyasal açıdan ise, TKP'nin yayın organı Yeni Dünya gazetesi, 2 Ocak 1921'de "Müdafa-i Milliye Hareketi'ne hıyanet edenlere karşı" başlığı altında yayınlandığı makalede Ethem Bey'e açıktan tavır almıştır. Hatta o sıralarda Bakü'de toplanan TKP harici büro, aldığı kararlardan birinde, "bizler Ethem'in ve yandaşlarının Batı Cephesinde, Anadolu cephesinde devrimci Anadolu Hükümetine karşı çılgınca, anarşik çıkışını lanetliyoruz. Anadolu'daki devrimci hareketin destekçileri olarak bizlerin bu gibi şahıslarla hiçbir ilişkisi ve hiçbir ortak yanı olmamıştır ve olamaz" demekteydi. (dönüş belgeleri c.2 s.41)
Sayfa 185·Kitabı okudu
Küçük Talat'ın (Muşkara) Mustafa Suphilerle ilgili yazdığı mektup
O sıra Trabzon'da bulunan Küçük Talat, Mustafa Suphilerin katledilişini, Tuapse'de bulunan İttihatçı Halil'e (Kut) yazdığı 14 Mayıs tarihli mektupta şöyle anlatmıştır: Mustafa Suphi ve yoldaşlarının kederli durumları şu şekilde gelişmiştir. Bunlar Kars'a geldikleri vakit güya şerefli bir şekilde karşılanmışlarsa da, bu sadece Kazım Karabekir'in bir manevrasından başka bir şey değildi. El altından Erzurum valisi Hamit Bey'le haberleşerek bu yoldaşlar Erzurum'a gönderilmiş ve hükümetin teşviki ile ve aynı zamanda Muhafaza-i Mukaddesat adı altında meydana çıkan mütegalibe ve softalar güruhundan oluşan bir heyetin arzusu dahilinde halk tarafından pek feci bir tecavüz ve kötü muameleye uğramışlardır. Erzurum'da bırakılmadan istasyondan yola çıkarılmışlar ve Trabzon'a kadar her kasaba ve köyde yine hükümetin Müdafa-i Hukuk Heyetlerini vücuda getiren bir takım zorbaların teşviki ile çeşitli hakaretlere uğramışlardır. Erzurum valisi Hamid bey, Trabzon Müdafa-i Heyet'i Merkeziyesine verdiği bir telgrafla alenen zavallıların imhasından bahsetmek küstahlığını gösteriyordu. Mustafa Suphi ve arkadaşları güya Ankara'ya gitmek üzere Trabzon'a geldiler. İskelede masum halk tarafından fena hakaretlere uğradılar ve hükümetçe daha evvel ayarlanan motora yerleştirildiler. Trabzon'da elebaşı fırka kumandanı Nuri ve Erkan-ı Harb Reisi Zeki idi. Motor Sürmene'ye gidince, Kumandan ve Erkan-ı Harbi, Müdafa-i Hukuk'taki zorbalarla birlikte hükümetin kanlı yetkisini kullandılar. Motora başıbozuk elbisesi giydirilmiş asker ve jandarma gönderdiler. Zavallıları imha ettirdiler. Bu cinayetin ve imha meselesinin sorumluları şunlardır: Üçüncü Fırka kumandanı Nuri, Erkan-ı Harbi Zeki, Trabzon Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti Merkeziyesi başkanı Hacı Ahmet, üyelerden Hacı Ali, Hafızzade
Sayfa 175·Kitabı okudu
Maria Suphi ile ilgili
Kâhya'nın yakın arkadaşı Hocanın Hasan'ın oğlu Murat Ateş, Cumhur Odabaşıoğlu'na 13 Ocak 1988'de konu hakkında şu bilgileri vermiştir. "Rahmetli babam Hocanın Hasan, Kâhya'nın çok yakın arkadaşıydı. Mustafa Suphi hadisesinden sonra, Mustafa Suphi'nin karısını Çömlekçi'de vaktiyle Alican Tokman'a ait halen metruk olan evde sakladığı söylenirdi, burada bulunan bir kadınla konuştum, ancak Kâhya'nın karısı çok sert, müsamaha tanımayan bir kimseydi, kadını uzun müddet saklayamadı, bir müddet sonra kadın kayboldu, bu yıllarda on bir yaşındaydım ve kadının kati olarak Mustafa Suphi'nin karısı olduğunu bilmiyordum" (Cumhur Odabaşıoğlu, Trabzon, s.214)
Sayfa 175·Kitabı okudu