Çağlar

En bilinen ve en çok etkide bulunan örnek, Kürtlerin devlet kurma becerisinin olmaması, Kürtçe diye bir dilin olmaması veya olsa bile bunun bir uygarlık-bilim dili olmaması gibi en eğitimli Türklerden dahi duyulabilecek söylemdir. Bu söylem, İsmail Beşikçi'nin ifadesiyle resmi ideoloji, "Kürtlerin tarihinden utanıp Kürtlüğü reddetmeleri ve Türkleşmeleri amacını taşımaktadır. Kendi tarihlerinden utanan, sıkılan Kürtlerin, Kürtlüğü reddedip Türkleşecekleri varsayılmıştır. Bu anlamda Türklük, Türk olanı gururlandırarak ve olmayanları da utandırarak inşa edildi
Sayfa 197·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devlet sadece bir kültürü ve dili meşru kabul ederken, diğerlerini gayrimeşru, değersiz ve ilkel ilan eder. Bu diğer kültürlerin ve dillerin içinde kalan ya da kalmayı seçen kişi de böylece gayrimeşru, değersiz ve ilkel olarak görülmeye başlanır. Kendi kültürünün ve dilinin kullanım değeri kendi toplumsal çevresi içinde kısmen sürse de, piyasa değeri nerdeyse sıfırlanır; çünkü o dille ne eğitim almak mümkündür ne de iş bulmak. Başka bir ifadeyle, gayrimeşru kültürün gayrimeşru kişisi, meşru kültür ve dil piyasasının dışında kaldığı ve kültürel sermaye ancak meşru kültürde biriktirebildiği için, emek piyasasının da dışında kalır. Sadece kendi dilini bilmek psikolojik bir cezayı da beraberinde getirir; çünkü o dil ilkellikle, kültürsüzlükle ve tarihsizlikle özdeşleştirilmiştir. Meşru kültür ve dil uygarlık demektir; gayrimeşru kültür ve dil ise barbarlık. Dolayısıyla Türklük sözleşmesinin getirdiği avantajlar sadece maddi boyutta düşünülmemeli. Belki maddi avantaj kadar önemli olanı manevi ya da psikolojik avantajdır
Sayfa 196·Kitabı okudu
Kişinin yapısal Türkçülükten faydalanması için, sözleşmeye aktif katılımından ziyade, sözleşmeyi delmemesi çoğu zaman yeterlidir. Dolayısıyla, sessiz kalarak ve sözleşmenin kurallarını delmeyerek veya belli bir şeyi yapmaktan ziyade yapmayarak da sözleşmeye katılım mümkündür. Soyut düzeyde söylersem, sözleşmeyi delmeyen her etkileşim, eylem, düşünce ve duygu, sözleşmeyi dolaylı olarak yeniden üretir. Örneğin bir akademisyen veya gazeteci, Türklük sözleşmesinin yasakladığı konularda bilimsel çalışma üretmiyorsa, haber yapmıyorsa ya da tavır almıyorsa, bu, sözleşmeye katılmak ve sözleşmeyi yeniden üretmek demektir. Bu bir şey yapmayarak katılımı ve yeniden üretim yolunu Hobbes'in "zımni sözleşme işaretleri"yle de düşünebiliriz: "Zımni işaretler, bazen sözlerin; bazen sükutun; bazen hareketlerin; bazen de bir şeyi yapmaktan imtina etmenin sonucudur: ve bir sözleşmenin zımni işareti, genellikle, sözleşmeye taraf olan kişinin iradesini yeterli biçimde gösteren herhangi bir şeydir"
Sayfa 181·Kitabı okudu
Şeyh Sait ve Azadi hareketi üzerine
Kürt aydınları ve subaylarının 1923'te kurdukları tahmin edilen Azadi örgütünün 1924 yılındaki düşünceleri ve şikayetlerinin İngiliz belgelerine yansımış şekliyle özeti: Zorunlu iskanla çok sayıda Kürdün bölgeden çıkarılması ve yerine Türklerin yerleştirilmesi planlanmaktadır; "Türklerle Kürtler arasında kalan birkaç bağdan bir tanesi olan Halifeliğin Türk hükümeti tarafından ortadan kaldırılmasıyla bu bağ koparılmıştır", mahkemelerde ve okullarda Kürtçe yasaklanmış, Kürtlerin tek eğitim kurumu olan medreseler kapatılmıştır; Kürdistan kelimesi kullanımdan kaldırılmıştır ve Kürtçe coğrafi isimlerin yerine Türkçe isimler konmaktadır; Türkler bürokraside işe kimi alacakları konusunda çok dikkatlidirler ve -alt görevlere bazı Kürtler atansa da- Kürt milliyetçisi olduğunu düşündükleri hiç kimseyi alt görevlere dahi atamamaktadırlar; Kürt bölgelerinden seçilen mebuslar Türk hükümetince belirlenmektedir; Kürt aşiretleri birbirlerine karşı kışkırtılmaktadır. Raporun tümü için Mesut Yeğen İngiliz Belgelerinde Kürdistan (1918-1958), (Ankara Dipnot yayınları, 2012) s. 158-171
Sayfa 177·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Adana'da Ermeniler hakkında konuşuyor
Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihinde Türk idi, o halde Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır. (...) Ermeniler vesairenin burada hiçbir hakkı yoktur. Bu bereketli yerler koyu ve öz Türk memleketidir. Murat Bardakçı, İttihadçı'nın Sandığı s. 7
Sayfa 165·Kitabı okudu