Bir Marksist, Kürtleri milliyetçi olmakla ya da emperyalizmin maşası olmakla eleştirebilir ve itham edebilir, dolayısıyla kendisi enternasyonalist ve çıkarsız kalırken, karşıdaki ezilen sınıfları ayrıştıran bir milliyetçi ve çıkarcı olabilmektedir. Bir İslamcı, Kürtleri kavimci olmakla, ümmeti bölmekle eleştirebilir, dolayısıyla kendisi ümmetçi ve çıkarsız kalırken, karşıdaki kavimci ve çıkarsız olabilmektedir. Bir kemalist, Kürtleri gerici ve feodal olmakla eleştirebilir, böylece kendisi aydınlanmacı, ilerici ve çıkarsızken, karşıdaki gerici ve çıkarcı olabilmektedir. Sonuçta karşıdakiler milliyetçi, kavimci, gerici ve çıkarcı olduğundan, onlar tarafından sunulan bilgi de ciddiye alınmaz. Bu anlamda, karşıdakini suçlamak, karşıdan gelen bilgiden kaçmak için kullanışlı bir düşünsel hat sağlar. Ayrıca bu hattı kullanan kişi, karşıdakinin Kürt veya Ermeni olduğu için böyle konuştuğunu ve düşündüğünü varsayar. Kendisi bir Marksist ya da İslamcı olduğu için böyle düşünüyordur. Kendi Türklüğünün farkına varmamak, karşıdakinin Kürtlüğüne ve Ermeniliğine dair işlek bir radar geliştirmeyle paralel işleyen bir süreçtir. Bu sayede kişi, karşıdakini sınıf siyaseti değil de kimlik siyaseti izlemekle ya da ümmet siyaseti değil de kavim siyaseti izlemekle eleştirebilir