Bir daha tekrarlayalım: Çevre için kaygılanmak internetin DNA'sında yoktur. Aksi takdirde internet ağı belki de hiç olmazdı, hiç değilse şimdiki haliyle var olamazdı. Gerçek çok daha tatsız. İnternet para ve güç arayışına hizmet eden yeni bir araçtır.
Avustralyalı araştırmacı Anthony Tockar 2014 yılında açık kaynaktan eriştiği verilerle New York'taki bir striptiz kulübüne gelip giden taksilerin hareketlerini takip ederek, kulübün düzenli müşterilerinin adreslerini gayet kesin biçimde saptayabildi. Yine aynı yıllarda, bu sefer Belçikalı bir meslektaşı "mekân-zaman boyutunda dört noktanın bilinmesiyle bireylerin %95'inin kimliğinin tespit edilebileceğini, kanıtlara dayanarak ileri sürdü. Bu tür verilerin anonim olduğu, kimlere ait olduğunun bilinmediği söylenecektir, ama bir kimliği ortaya çıkarmak için çok kısa bir yol var... Bu konuda uzman olan California'lı bir mühendis şu sonuca varıyor: "Verileri kimlikten sıyırmak fiilen mümkün değil, verilerin kötü kullanılmamasını sağlamanın en iyi yolu hiç toplamamaktır." Alman akademisyen Thorsten Strufe ise şunu ekliyor: "Kimin olduğu belli olmayan veri diye bir şey olmaz, aldatmaca bütün bunlar. "
Bugün bile liselere gidip gençlere sorduğumuzda içlerinden çoğu iletişimin uydular aracılığıyla yapıldığını sanıyor, oysa hepsini mümkün kılan, kablolar.
Tayvan'da 2 yaşından küçük bir çocuğu ekrana maruz bırakan anne-babalara 1.500 avro ceza kesiliyor. Bir nörobilimci, "Tayvanlılar bunu çocuk istismarı olarak görüyor" diyor.