Hayatımın romanını da yorumlamasam olmazdı.Kendimi kaybedip yeniden bulduğum bana gerçek yaşamın kapılarını açan başucu kitabımdır kendisi :))
Feride;Dikbaşlı,gururlu,idealist,tutkulu biraz da çocuk bir karakter aslında.Genc yaşta anne babasını kaybedip teyzesi ve kuzenleriyle bir yaşama mecbur bırakılan ama hayalleri olan- en ozeli muallime olmak istemesi bence - bir karakter.Onu bana yakınlaştıran,kendime benzettiğim en önemli özellikleri gururlu oluşu,kimseye boyun eğmeyen,kendi ayakları üzerinde durmak isteyen ve sıcacık bir yuvaya özlem duyan o kararlı hali...
Kamran'a duyduğu ihtiraslı aşk.Ve ondan vazgeçerek evi terk edişi.Sonrasında yıllarca içinde kendine bile itiraf edemediği o pişmanlığı beni derinden etkiledi.
Kamran karakteri nedense sığ bir düşünce yapısına sahipti.Ferideye aşıkken ona ihanet edişi sanki erkekliği meşrulaştıran şey buymuş gibi bir tavır takınması çok kızdırdı beni.O süreçte evlenmesi aynı zamanda Ferideyi aramaya başlaması yapay geldi açıkçası.Keske başında bırakmasaydı dedim içimden :))
Kamran'ın Feride için "Sevda çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor" betimlemesini aklıma mıh gibi kazıdım.
Hikâyenin sonunda bu aşıklar kavuşmasaydı kendimi kötü hissedeceğim kesindi.
Reşat Nuri'nin diline,yüreğine,kadın ve erkegin ruhsal dünyasına bu kadar hakim oluşuna,dönemin sosyal yapısını gerçekçi bir şekilde yansıtmasına hayran kaldım.