Elif Çiçek

Hollandalılar finans sisteminin güvenini tam olarak nasıl kazandılar? Birincisi, kredilerini zamanında ve tam olarak ödemek konusunda çok titizlerdi, bu da kredi verenler açısından durumu daha az riskli hâle getiriyordu. İkincisi, ülkenin hukuk sistemi bağımsızdı ve bireysel hakları, özellikle de bireysel mülkiyet haklarını sıkı koruyordu. Sermaye, bireyleri ve onların mülkiyetini korumayı garantilemeyen diktatörlüklerden uzaklaşırken, hukukun üstünlüğünü, bireysel mülkiyeti el üstünde tutan ülkelere akıyordu.
Tarih
Reklam
Kapitalizm zamanla ekonomik bir doktrinden öteye geçerek, belli bir etik, yani insanların nasıl davranacağına, çocuklarını nasıl eğiteceğine, hatta nasıl düşünmeleri gerektiğine dair bir öğreti haline geldi. En iyisinin ekonomik büyüme olduğu veya en azından en iyinin bir aracı olduğu, zira adalet, özgürlük hatta mutluluğun bile ekonomik büyümeye bağlı olduğu, kapitalizmin temel öğretisidir. Bir kapitaliste, Zimbabwe veya Afganistan gibi yerlerde adalet ve siyasi özgürlüğün nasıl sağlanabileceğini sorarsanız, muhtemelen ekonomik refahın ve güçlü bir orta sınıfın istikrarlı demokratik kurumlar için ne kadar önemli olduğunu ve Afgan kabilelerinin özgür girişim, tutumluluk ve kendi kendine yetmek gibi değerleri edinmeleri için eğitilmeleri gerektiğine ilişkin bir cevap alırsınız.
Tarih
Yeni kapitalist itikatta ilk ve en kutsal emir şudur: "Üretimin kârı üretimi artırmaya yatırılmalıdır." Bu yüzden kapitalizmin adı "kapitalizm"dir. Kapitalizm "kapital"i, yani sermayeyi "zenginlik"ten ayırır. Sermaye üretime adanmış para, ürün ve kaynak demektir. Zenginlik ise toprağa gömülmüş veya üretken olmayan faaliyetlere harcanır. Kaynaklarını üretken olmayan bir piramide boca eden bir firavun kapitalist değildir. Bir İspanyol hazine filosunu yağmalayan ve ele geçirdiği para dolu sandıkları bir Karayip adasının kumsalına gömen korsan da kapitalist değildir. Buna karşılık, gelirinin bir kısmını borsaya yatıran çalışkan bir fabrika işçisiyse kapitalisttir.
Tarih
Bankaların ve tüm ekonominin hayatta kalabilmesini ve büyümesini sağlayan şey geleceğe olan güvenimizdir. Bu güven, dünyadaki paranın büyük bölümünün tek dayanağıdır.
Tarih
Neden devletlerin ve şirketlerin milyarlarca doları, laboratuvarlara ve üniversitelere akmaya başladı? Akademik çevrelerde çoğu kişi saf bilime inanacak kadar naiftir. Devletlerin ve özel şirketlerin özveriyle, onlara canları hangi bilimsel araştırmayı yapmak istiyorsa onu yapmaları için para verdiklerine inanırlar, ama bilimin finanse edilmesindeki gerçeklik bu değildir. Çoğu bilimsel araştırma finanse edilmektedir çünkü birileri bu araştırmaların sonucunda ortaya çıkacak birtakım siyasi, ekonomik veya dini şeylere inanmaktadır.
Tarih