Ursula Le Guin okumaya Yerdeniz Serisi ile başlamış biri olarak tabii ki beklentimin altında kaldı bu kitap fakat okurken çok daha farklı tatlar aldım. Oldukça sıra dışı bir eser. Özgün bir hayal gücünün ürünü ki bu konu da kimsenin haddi değildir Ursula Le Guin'i değerlendirmek, yorumlamak bana göre. Sürgün Gezegeni, Hainish Döngüsünün Rocannon'un Dünyası adlı kitabından sonra gelen ikinci eseri olmasına karşın, yazarın yarattığı evreni tasavvur etmede ilk kitabın yanında sönük kalmış. Galaksi, diğer gezegenler, gezegende yaşayan türler, ırklar ve diğer türlerle ilişkileri vb hakkındaki bilgi oldukça az. Gezegenin ismi paylaşılmış mıydı onu bile hatırlamıyorum dönüp tekrar okumanın daha iyi olacağını düşündüğüm bazı kısımlar var. Tevarlar, Alterralılar ve özellikle Gaallerin kendisiyle ilgili olarak da oldukça az şeyden bahsedilmiş. Fiziksel betimlere az yer verilmiş, tabii bunları hep yazarı kendisiyle kıyaslayarak söylüyorum. Gaallerin nasıl bir halk olduklarını, ne düşündüklerini, hangi gerçek amaçla şehirleri işgal ettiklerini bilemedik, bilmeye de yaklaşamadık. Belki de yazarın bu kısmı okuyucunun hayal gücünün etkinliğine bıraktığı şeklinde de yorumlayabiliriz. Öte yandan çabuk okunan, akıcı ve sade bir dil kullanılmış. Bir çırpıda, keyifle okudum. Okurken dinlendim. Yurtsuzluk, aidiyetsizlik, ötekilik, özellikle beni ragatsız eden ata erkillik (ki amacı bu rahatsızlığı yaratarak feminist ögelere dikkat çekmek) en belirgin olarak da yabancılık temalarını, karakterlerin psikolojik çözümlemelerinde çok iyi yansıtmış. Yine belli bir temayı yansıtan sembolik pek çok öge var kitapta, zihindili bunlardan biri mesela. Olayların konusu savaş, zorlu kış şartları, çok farklı dünyalardan iki insanın aşkı gibi sıradan konulardan seçilse de ve okurken Alterralıların savunma,