Hemingway'den okuduğum ilk kitap. Dilinin, anlatımının, kurgusunun öylesine sade ve duru olmasına karşın beni büyüledi. Sanırım bu kadar etkileyici olmasının sebebi de böyle yalın bir anlatımla aynı anda pek çok duyguyu ve gerçekliği verebilmesi. Bireysel olarak zor bir dönemden geçtiğim yaşam mücadelesine durup baktığım pencereyi sorgulamama vesile oldu. Yaşına rağmen, yaşadığı onca olumsuzluğa rağmen mücadele etmeyi bırakmayan ve ümitle talihini denizde arayan bir ihtiyarla; yine bu ihtiyara kendisine has saf bir sevgi ve bağlılık duyan bir çocuğun kısa hikayesi. Bir solukta bitirebileceğiniz ve özellikle insanın pes etmeye yakın anlarında, ara ara açıp tekrar okuması gerektiğini düşündüğüm bir eser.
"Çaresizliğe kapılmak niye" diye düşündü. "Hem bu hatırı sayılır bir günahtır bence. Aklına günahı getirmenin sırası mı ya şimdi? Günahı anmadan düşünecek bunca dert var. Hem ben ondan bir şey anlamam ki. Günahın ne olduğunu anlamam, ona pek inanmam da. Belki balık tutmak da günahtır. Geçimimi sağlamak, başkalarını doyurmak için yaptığım halde bu işin günah olduğunu sanıyorum. Ama o zaman her şey günah sayılırdı. Günahı münahı düşünmenin sırası değil şimdi. Bunun için çok geç kaldık, hem millet bununla doyuruyor karnını. Başkası düşünsün, bir ben mi kaldım aklını yoracak? Balık nasıl balık olmak için yaratılıyorsa, sen de balıkçı olmak için yaratılmışsın..."