Her varlığın temelinde bir yetersizlik ilkesi vardır... (eksiklik ilkesi). Bu bir ilkedir, buna iyi dikkat edelim, bir varlığın imkânına hükmeden ve bu imkânı düzenleyen ilke budur.
Belki de, yetişkin olmanın neye benzediğini bilmiyoruz artık. Yetişkin ve özerk bir birey olmanın, o özerklik talebini kime yönelteceğimizin ve sonrasında neyle karşılaşacağımızın bilgisinden yoksunuz.
Bu çaresizlik ve muhtaçlık yüzünden biraz da, her birimiz pazarda bol miktarda bulunan çeşitli "arzu nesnelerine" sahip olmanın mutluluğun koşulu olduğuna sımsıkı ikna edilmiş halde değil miyiz?
En temel durumu ele alarak söylersek; anne çocuğun sevgi nesnesiyken, çocuk da annenin sevgi nesnesidir. Bu, yapısal ve duygusal bir ilişkinin kesinliği ve apaçıklığının yanı sıra yapısal ve duygusal bir çatışma ihtimaline de işaret eder. Örneğin, sevgi karşılıklı olmadığında (anne çocuğu sevmediğinde, sevgi yeterli görünmediğinde ya da bir koşula bağlıymış gibi göründüğünde vb.) bir keder ve ümitsizlik hali ortaya çıkar.