Çağlar

Çağlar
İnsan evrenin içinde, evren de insanın. -Çağlar-
Kimsenin bizi anlamadığı bir evrende varolmak, kaybolmakla eşdeğerdir.
9/10
·410 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2024 01:31
İris Murdoch'ın Kara Prens adlı romanını çok beğenerek okudum. Romanda orta yaşlarının sonuna gelmiş bir yazarın (Bradley Pearson) hazin hikayesi anlatılmaktadır. Romanın anlatıcısı da kendisidir. Umutsuzluğun ve acının pençesindeki bir adamın aşkın halisünatif etkisiyle bilincinin dışına çıkıp, yer yer kendini hezeyanlarla kaybettiği ve gerçeğe tutunmak için adeta çırpındığı yaşamında kendine giden ipuçlarını kaybettiği görülür. Ama her zaman emin olduğu bir şey vardır o da aşk. Aşkın doğasını anlamak için bütün hayatını ortaya koyarak bir kumar oynar adeta. Romanda; yaşam, sanat, aşk, özgürlük, psikolojik öğeler ve baş kahramanımız Bradley Pearson'un karmaşık ruh hali zengin bir içerikle işlenerek bize okurken asla elimizden bırakmak istemeyeceğimiz sürükleyici bir hikâye sunuyor. Kendini sürekli sorgulayan ve gerçeklerle yüzleşmekten çekinmeyen insanlar için muazzam bir eser. Bradley'in de dediği gibi "Gerçek keder, kendisine uzanan her yolu tıkar." Şunu da ifade etmeliyim ki kitabı sıksanız içinden keder damlar. Eser gerçekten sersemletici, sarsıcı, sıradışı, sürükleyici, şaşırtan olaylarla dolu, acıklı ve her zaman cüretkâr. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Çağlar
Roman
Kara PrensIris Murdoch · Ayrıntı Yayınları · 2023187 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bazı suçların cezasını suçun kendisi verir.
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2022 85. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2022 03:28
İnsan nedir? İçinde neler barındırır? İnsan ruhunda neler gizlidir? Vicdan nereden gelir? Kötülük nedir ve neden yapılır? Suç nedir ve nereden doğar? Gibi daha birçok can alıcı soruya yanıt arayan bu başyapıt Dostoyevski'nin en çok okunan romanıdır. Dünya edebiyatına damga vuran ve şüphesiz en çok tartışılan eserlerden biridir. Eserde hukuk öğrencisi olan Raskolnikov, bir kiracıdan kiraladığı ve kirasını zar zor ödediği daracık ve köhne odasında beş parasız bir hayat sürmektedir. Her gün daha da fakirleşmekte ve geçim sıkıntıları yüzünden okuluna devam edememektedir. Beş parasız olmasına rağmen iç dünyası oldukça zengin, yaratıcı ve akıllı bir genç olan Raskolnikov, toplumun değer yargılarını sorgulamakta ve adeta gerici bir canavar halini almış bu karanlığın içinde ezilip çaresizce dağılmayı beklerken içinde bir gün bir şeylerin uyandığını farkeder. İçindeki kötülüğe doğru bir yolculuğa da çıkmış olur böylelikle. Bir gün oturduğu bir kafede etrafındaki gençlerin konuşmalarını duyar ve aklına bütün dertlerine son verecek olan bir düşünce saplanır. Bu düşünceyle yanıp tutuşur günlerce. Böyle bir düşüncenin aklına nasıl gelmiş olacağı gerçeğiyle yüzleşirken kendini derin iç dünyasında yapayalnız ve hiç tanınmamış yönleriyle tanışırken bulur. Kendini keşfederken içindeki insandan tiksinir, korkar, dehşete kapılır ve aynı zamanda da tanımak isteğinden ve daha derinlere gitmekten de kendini alıkoyamaz. Ve ilk iş olarak kapıcının kulübesindeki baltayı kestirir gözüne. Böylelikle istencine boyun eğen bir iradesizlikle yapmaktan kendini bir türlü alıkoyamayacağı bir suç doğar içinde. Bu suçu kafasında defalarca kez prova ettikten sonra geriye tek bir şey kalır; suçu düş evreninden gerçek hayata taşımak. Ve taşır da; bir gün yine kafasındaki provayı tekrarlamak amacıyla
Edebiyat & Roman
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,5bin okunma
Can Pazarı!
8/10
·158 syf.··
2022 101. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2022 01:10
Açlık kitabını okuduktan sonra mideme bir yumruk yemiş gibi sarsıldım. Şimdiye kadar yediğim bütün fazla lokmalara pişman etti beni bu eser. Romanda daha önce üst sınıf bir hayat yaşamış ama daha sonra düşüşe geçerek en alt sınıftan yaşamaya devam eden bir insanın, ara sıra yazdıklarını satarak karnını doyurmaya çalışan bir yazar adayının yürek dağlayan hikayesi anlatılıyor. Romandaki kahramanımız bazen günlerce aç kalıyor, öleyazıyor ama direniyor. Bazen talaş kemirip bedenini kandırmaya bile çalışıyor. Tüm roman boyunca kahramanımız gururundan, onurundan, haysiyetinden ve insanlığından vazgeçmiyor. Açlığın o dayanılmaz acısına göğüs geriyor. Romanda dikkatimi çeken şeyse şu oldu; baş karakter açlıktan öleceğini bilse de şerefinden, onurundan, haysiyetinden ve insanlığından ödün vermezken, diğer insanlar bu adamın aksine böyle yüce değerlerden yoksun davranabiliyor ve alçalabiliyorlardı. Knut Hamsun bu romanında kendi gerçekliğinden yola çıkarak aslında insanlığa ve yaşadığı günlerde kendisine yardım etmeyen insanlara ince bir sitem ediyor gibime geldi. Kızgın bir kılıcı böğrümüze sokup sokup çıkaran yazarımızın kitabında beni en çok etkileyen cümlelerden biri; "Bütün ömrüm bir mercimek çorbasına fedadır!" Bu cümleden sonra başka ne denilebilir ki... Okumanızı tavsiye ediyorum. Ve okurken keyif değil azap duymanızı diliyorum. Ayrıca yazarın sitemi de bağrınızı deler umarım. Çağlar
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,8bin okunma
Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2022 03:15
<<Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum. Bakımevi'nden bir telgraf aldım: Anneniz öldü. Cenazesi yarın kaldırılacak. Saygılar.>> İşte bu cümlelerle başlıyordu Camus'un yabancısı. Başlamak ne kelime adeta bir balyoz indiriyordu kafamıza. Yabancı 110 sayfalık hacmine rağmen varoluş felsefesini çok iyi anlatıyor. Günlük hayatın içinde toplum ile kendisi arasında sıkışmış ve iç dünyasında yapayalnız kalmış Mersault'un çektiği dünya sancısını okurken bize de yaşatıyor. Mersault varoluş sancısını içinde, derinden, öyle vurucu hissederek hayatta kalmış ki annesinin ölümünü bile nereye koyacağını bilemiyor. Belki kendisi annesinden çok daha önce ölmüş. Annesinin ölüm haberi ona sıradanmış gibi geliyor. Kimbilir belki de yadsıyor bu ölümü ya da annesinin ölüm haberini alır almaz kendisinin de bir ölü olduğunu anlıyor. Ertesi gün kendini birazcık canlı hissetmek için sevgilisiyle sevişiyor, sinemaya gidiyor. Belki de derinden bir kötücül ses ona şöyle diyordur; "sağlıklı bütün insanlar, sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir." Mersault içinde hiçbir şeye tutunamıyor. Sevgilisi evlenmek istediğinde cevabı "farketmez." Oluyor. Çünkü gerçekten onun için pek de bir şey farketmiyor. O kendisini tanımıyor. Ne istediğini bilmiyor. Toplumdan kaçıp kendi kuytuluklarında yabanıl bir hayvana dönüşüyor iç dünyasında. Belki de bu yüzden gözüne güneş vurduğu için çıldırıp birini öldürebiliyor. İçindeki yabanıl hayvana teslim oluyor. Gel gör ki; toplum onu işlediği cinayetten değil annesinin ölümüne üzülmediğinden yargılıyor. "Bu dünyada imtiyazlılardan başka kimse yoktu. Ötekileri de günün birinde mahkûm edeceklerdi. Eğer, adam öldürmekle suçlanıp da annesinin cenazesinde ağlamadığı için idam edilirse, ne çıkardı bundan?" Mersault ölümünü zaten yaşarken ilan etmiştir. "Fakat herkes
Felsefe
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
İnsanlık Onuru İşkencenin Üstündedir.
Puan vermedi·248 syf.··
2022 94. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2022 02:11
Erdal Öz'ün Yaralısın romanı insanı derinden etkileyen, sinematografik betimlemelerle olayları adeta bir film sahnesi gibi gözümüzde canlandıran bir üslupla yazılmış. Romanda düşünce suçlusu bir siyasinin tutuklanıp Nurilerle dolu bir koğuşa atılması ve bu koğuşta yaşananlar anlatılıyor. Ayrıca bu siyasi gencin başından geçen işkenceler o kadar samimi ve içten bir dille anlatılıyor ki; insanı derinden etkiliyor. Okurken şu soruya yanıt arıyorsunuz; acaba işkence eden insan mı daha çok insanlığını aşağılıyor, yoksa işkence edilen kişi mi daha çok kendini aşağılıyor iç dünyasında? Erdal Öz romanı ikinci tekil şahıs ağzından anlatıyor. Romanın önsözünde Yaşar Kemal'in roman ile ilgili düşünceleri de çok değerli. Okuyucuyu romana ısındıran bir önsöz olmuş. Ben romanı çok samimi, çok akıcı, çok derinlikle ve içtenlikle ve ustaca kaleme alınmış buldum. İşkence bir insanlık ayıbıdır. İşkence yapan da yapılan kişi de artık eski oldukları insan değillerdir. İnsanı hayvanlaştıran bir insanlık suçudur. Kitabı herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
Roman
YaralısınErdal Öz · Can Yayınları · 20192,467 okunma