Gölgesi düşüyor bir kedinin,
öğleden sonra görülen bir düşün üstüne.
Gelmiyor içimden uzaklara bakmak bile.
Cıgarayı da bıraktım zaten.
İçimde gezinen gözlerimi kapattım.
Ben yorgunuyum her türlü anlamın.
Hiçliğin boşluğunu bırakıyorum hepinize.
Belki seversiniz bir gün;
suretini dahi olsa kendinizden başka bir şeyin.
Çağlar
Öyle bir çukurda debeleniyoruz, öylesine kesif bir hakikat kaybı ve nefretiyle damgalanmış bir iklim ki bu; sahtekârlığın, yalanın ve inkârın öylesine sıradanlaştığı bir sapkınlık düzeni ki karşımızdaki, sadece hakikati dile getirmek çoktan en cesur ve en devrimci eylem haline geldi artık.
Âşık olmak/sevmek insanın eksikliğini, varlığının etrafında kurulduğu o aşılamaz boşluğu/yokluğu, aynı, "ontolojik kusur"la malul olan ötekine göstermesi, ilan etmesidir.
"Seni seviyorum" demek, "Eksiğim ve sen tam da buna, benim bu halime hitap et, bendeki bu eksiği açığa çıkar, zaten bunu, eksikliğe ilişkin farklı deneyimin yüzünden sadece sen yapabilirsin" demektir.