Abdullah Okur, bir alıntı ekledi.
21 saat önce · Kitabı okuyor

...konuyu başkalarına ihale eden; kendi dünyalarımızdaki yansımalarını ise hiç mi hiç araştırmayan bir yaklaşım oldum olası ısınabilmiş değilim.

Kertenkele Çukuru, Metin Karabaşoğlu (Sayfa 11 - Nesil Yayınları)Kertenkele Çukuru, Metin Karabaşoğlu (Sayfa 11 - Nesil Yayınları)
Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
Dün 12:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Solaris-İman Arayışında
Hatıralar okyanusu Faust'un dünyasından geçerek her şeyi görebileceğimizi bize öğretir. Christ (Faust) yeryüzünde Hurry'ye (Margerit) aşık değildi. Hatta onun ölümüne neden olmuştur. Ancak uzay üssündeki Solaris'te Chris tekrar ona kavuşur. Bu yeniden buluş, bu defa kaçışı olmayan bir aşktır. Önceleri, onun şerrinden kurtulmak ister; ama o birçok gidişten (ölümden) sonra defalarca geri döner. Chris kendi yalnızlığında, cisimsel (fiziksel) varlığını ona değil de okyanusa borçlu olan bir kadın sayesinde sonunda aynı zamanda hem günah hem de aşk duygusu ile tanışır. O, filmin sonunda "ebedi olarak yaşamanın mümkün olmadığını ancak ebediliğin başka bir şekilde tecelli ettiğini" anlar. Chris, Solaris'in sırrını keşfeder. Bu sırra dünyevi ve Faustvari bilgisi sayesinde değil de manevi ve kalbi aydınlanmanın yardımıyla ulaşır. Ona hakikati gösteren teorik ön yargı (veya bilimsel yöntem) değildi. Aksine o yaşamış olduğu deruni değişim tecrübesi sayesinde kendini eşyanın bilgisi karşısında buldu. Bu Tarkovski'nin modern dünyanın buhranıyla bir bütün olarak ilk karşı karşıya gelişidir. Solaris de Andrey Rublev kadar Sovyet rejimi için tehlike arz ediyordu. Bu filmde sorgulanan temel mesele modern felsefe ve onun ahlaki temelleridir. Herkes kendi geçmişi ve tercihlerinin sorumlusudur. Böylece herkes kendi günahını taşımak durumundadır. Herkes bir başkasının günah yükünde pay sahibidir. Herkesin bu düzende az çok payı olduğu için de, herkesin payına utanç düşmektedir. Utanma (haya) Solan's'te hatıraların
yeniden canlandırılmasındaki temel ilişkidir. Geçmişe olan bu tarz bir yaklaşım, geleceğe yönelik bir kavram ile birlikte genişler. Şu andan itibaren modernizmin bilimsel ilerleyişi sonucu bizde nüve bulan teknolojiye aşın güveni ve modern inançtan kaynaklanan ahlaki sıkıntıları göz önünde bulundurmalıyız.
Tarkovski de Antonioni gibi, "İnsanın korkusu bilimin bilinmeyenlerinden değil, ahlakın bilinmeyenlerinden kaynaklanır." yargısına dikkati çeker.

Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)
Rıdvan Bulama, Germinal'ı inceledi.
Dün 02:50 · Kitabı okudu · 41 günde · Puan vermedi

Kömür, makina kokusu sayfalarda hissedilebilen; gerçeklerin acı ve bazen bir o kadar dingin tadının alınabildiği bir eser bana kalırsa. Bir çeşit yeraltı edebiyatıda diyebilirim açıkçası. Hayallerin, yersiz umutların neşesinden, huzursuzluğundan uzak; hayallerden ve hayal kırıklıklarından arınan bir bakış açısıyla kaleme alınan gerçekler.

Fransa'da madenler referans alınarak yazılan bir eser olmasının yanında dünyanın birçok yerindeki işçilerin durumunu da ifade eden bir yaklaşım.

Ekrem Yasin, bir alıntı ekledi.
Dün 01:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Mao Zedong Düşüncesi ...
Mao Zedong Düşüncesi'nin yaşayan ruhu, içerdiği tutum, yaklaşım ve yöntemlerdir. Onun üç temel noktası var: Hakikati olgularda arama ilkesi, kitle ve çizgisi ve bağımsızlık.

Çin'in Yönetimi, Xi Jinping (Sayfa 55)Çin'in Yönetimi, Xi Jinping (Sayfa 55)
Gültekin Özdemir, Kırmızı Saçlı Kadın'ı inceledi.
 25 May 05:14 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Romanın karakterleri çalıntıdır değildir kullanılan teknikler şudur budur vs edebi tartışmalara katılacak donanıma sahip değilim ancak sembolik mantıkla kullanılan herşey hoşuma gider. Biyoloji felsefe şiir.. Romanın kurgusunun biri batıdan biri doğudan iki ayrı efsane ile sembolik mantıkla yapılması beni çok etkiledi. Romanın kahramanları Oidipus ve sührap hikayesinin benzerini günümüzde yaşıyorlar. Oidipus gerçek annesi ile ilişkiye girerken romanda Cem babasının sevgilisiyle ilişkiye giriyor herhalde yazar toplumsal hassasiyeti göz önünde tutmuş. Efsanede baba ve oğul farklı milletler adına savaşırken romanda çatışma halindeki farklı siyasi kampta yer almışlar. Buna benzer birçok sembolik yaklaşım çok güzel. Ayrıca kaybolan bir meslek kuyuculuk hakkında ince ayrıntılara bilgi paylaşılmış olması da çok hoş. Sosyolojik bir çok tahlil ise tarafsız, çok yerinde ve doğru gözlemlerle kullanılmış. Radikal solcuların feodal kültür etkisinde kalması, islamcıların rant ekonomisi ile ilişkisi gibi.

Melike, bir alıntı ekledi.
24 May 01:54 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Mantık belli bir noktaya kadar işler. O noktanın ötesinde, farklı br düşünsel yaklaşım gerekir. Daha çok, kulak vermeye ve izlemeye benzeyen bir yaklaşım.

Karne Oyunu, Andrew Clements (Sayfa 139)Karne Oyunu, Andrew Clements (Sayfa 139)
ANIL AKCAN, Hayvan Çiftliği'yi inceledi.
 23 May 14:39 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

~STALİN ÇİFTLİĞİ~

Sevgili 1K üyeleri, incelememe başlamadan şunu belirtmek isterim ki böylesi önemli bir kitabı değerlendirmek herkes için zor olsa gerek. Sözüm ona kitabın nesnel degerlendirilmesini çok güç bulmaktayım. Çünkü George Orwell' da kitabını yaşadığı talihsiz olaylar sonrası yazması ve onun bir nevî Rusya (Stalin) yüzünden "genel ideoloji" ye taşlamada bulunması yazarın da gayet öznel bir yaklaşım gösterdiğinin kanıtı olduğunu düşünüyorum. Zira o da bunun farkındaymış ki Çapski' nin (Orwell' ın Sovyetler Birliği' ndeki çalışma kampından ve Katin Kıyımı' ndan kurtulmuş, Paris' e gelen bir arkadaşı) anlattıklarından etkilenip kitabında daha sonradan yaptığı bir değişikliktir. Bu değişiklik şudur. Komün rejimini benimseyen çiftlik saldırıya uğrar, hayvanlar korkuya kapılmıştır. [Güvercinler uçuştular, Napoléon (Stalin) da dahil bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar]. --> [ Güvercinler havaya uçuştular, +Napoléon dışında+ bütün hayvanlar kendilerini karınüstü yere atıp yüzlerini kapattılar....]

Burdaki değişiklik Sovyetler Birliğinden kaçan ve rejime karşı olan Orwell' ın arkadaşı Çapski' nin onca acılar yaşamasına karşın Rusya' yı Alman boyunduruğundan" Stalin' in kişiliğinin ve büyüklüğünün" kurtardığını söyler.
"Almanlar, Moskova' yı ele geçirmek üzereyken Stalin kentte kaldı. Moskova' yı onun gözü pekliği kurtardı" der.

Tabi bu değişiklik üzerine Orwell' ın da bir çift sözü vardır. "Böylelikle, Alman saldırısı sırasında Moskova' dan ayrılmayan Stalin' e haksızlık etmemiş oldum. "

Sayın 1K üyeleri... Naçizane görüşüm şudur ki bir toplumun rejim değişikliğinin tamamlanması için ciddi bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Hele ki bu rejim komün rejimi ise. Rusya' da komünizm tam manada başarılı olamadıysa bunun sebeplerini yüzlerce belgeyle ispatlamak mümkündür ama benim için özet niteliğinde bir sebep vardır ki Komünizm' e giden yol sosyalizmden geçmektedir. Das Kapital' i okumuş her insanın komünizm' in kötü bir şey olmadığını zaten anlamıştır. Dedelerimizin Komün rejimini bizlere "dinsizlik" ve dolaysıyla "şeytan işi" söylemlerini dikkate almazsak tabi...

Ben bu açıdan da Orwell' ın komünizmi anlamadığını, kötü bir örnek olan Rusya' nın sadece içinde bulunduğu kötü şartların
dünyaya yansıtılmasının ve yine Orwell' ın kitabını yazmasına esin kaynağı olduğunu düşünüyorum. Yani Orwell, bugün Türkiye' de yaşamış olsaydı, Cumhuriyet ile yönetilen Diktatörlük rejimi karşısında ciddi bir Cumhuriyet düşmanı olabilirdi...

(Spoiler) Çiftlik sahibi çiftlikten ilk kovulduğu zaman komün rejimiyle birlikte hayvanların eşit oldukları ile ilgili ilkeler vardı... Napoléon çiftlik başına geçmeden önce her insanın içinde yaşamak istediği bir distopyadan bahseder... Bunun neresi kötüdür anlamıyorum. Yani rejimin tukaka olmasının nedeni Napoléon ise, bence kötü olan rejim değil, kişilerin kendisidir. Stalin' i eleştirmek eğer rejimi eleştirmekse konuşmamın başında olduğu gibi nesnel bir değerlendirmeden söz edilemez.

Stalin 1927’de kolektivizasyon kararı verdiğinde işlerin trajikleşmesindeki nedene bakacak olursak NEP döneminde zenginleşen köylüleri yani kulakları görürüz. NEP dönemi, bir zorunluluk olarak, Savaş Komünizmi sonrası gelmiş, bu dönemde köylülüğün ticaret yapmasının önü açılmıştır. Bir geri adım olan ve köylülüğün önünü açan NEP’i Lenin önermişti ancak Bolşevik Parti içindeki “işçi muhalefetini” oluşturan Şliyapnikov, Kollontay ve Stalin’i eleştirenlerin dillerden düşürmediği Trotsky eleştirmiş ve NEP’e karşı çıkmıştı. Ama kolektivizasyonu başlatan Stalin NEP’i savunmuştu. Yani, köylülüğe savaş açtığı iddia edilen Stalin aynı zamanda köylülüğün önünü açan NEP’in uygulanmasını sağlamıştı.

Yani kısacası (Lenin toprakları herkese dağıttı. Ama herkes tarlayı ekmedi. 10 birim tarladan 3 birim ürün elde edildi. Bu durum Rusya' da açlık ölümlerine yol açtı. Uzun vadede Rusya' nın sefalet içinde dışa bağımlı olmasına neden olacaktı. Stalin bunu fark etti, toprakları geri aldı, sadece topraktan gelen köylüye verdi arazileri. 10 birim tarladan 10 birim ürün elde edildi. Tabi bu geri alımın nasıl olduğu da aşikar...)

Ben yine de haksızlık etmeyeceğim, kitabı çok fazla beğendim. Akıcı dili, lafı dolandırmaması hoşuma gitti. Edebî derinliği olmamasına karşın ciddi bir hayranlık beslediğimi söyleyebilirim yazara karşı. 1984 etkisi olsa gerek.
Ayrıca kitabı 3 ayda yazmış. Teşekkürler George Orwell.

İyi okumalar...

Gültekin Özdemir, Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens'i inceledi.
 23 May 07:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tarih olmuş bitmiş olayları olduğu gibi inceleyerek bize anlatır. Bu olayları anlamlandırmak istediğimizde atıp tutarak subjektif değerlendirme yapabiliriz. Ya da Harari gibi biyoloji, psikoloji, sosyoloji, felsefeyi
kullanarak objektif değerlendiririz. Bütün bir insanlık tarihini böylesine değerli bir anlamlandırmayla ilk defa karşılaşıyorum. İnsanlık tarihini hayali gerçeklik üzerine inşa etmesi ise ayrıca mükemmel bir yaklaşım.

Kütüphane bekçisi, Teknolojinin Evrimi'yi inceledi.
21 May 15:12 · Kitabı okudu · 86 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitap konusu itibariyle hem tarihsel yaklaşım hem de teknolojinin oluşmasını, devamlılığını ve etkilerinden bahsetmişmiş. Yazar konuyu icatlar üzerinden giderek somutlandırmaya çalışmış ve şahsen okuyucunun kitaptan kopmaması için faydalı.
Kitabın çevirisine gelecek olursak çevirmenin yazarın kurduğu cümleleri basitleştirmek amacına girmediğini düşünüyorum. Çünkü "belirlenim" gibi kafamda kuramadığım kelimeler, aşırı sayılabilecek bağlaç kullanımından dolayı okuma zorlukları var.
Fakat genel olarak bitirdiğinizde teknoloji tarihi ve gelişimi hakkında bilgileniyorsunuz.