Kazananların kendi anlatısını dayattığı tarih yazımında, Aliyev'in kurduğu o uzun soluklu ve sarsılmaz yapı, Elçibey'i sadece bir "başarısızlık prototipi" olarak paranteze aldı. Siyasi literatür onu hep o dar çerçeveye, yani reel politiğin gerçeklerini kavrayamamış romantik bir lider imajına hapsetti. Oysa bu indirgemeci yaklaşım, onun içine doğduğu o acımasız denklemi ve yapısal imkânsızlıkları tamamen göz ardı ediyor. Tarih bazen aktörlere karşı çok adaletsiz davranır. Elçibey, kurumsal sivil araçların neredeyse hiç olmadığı, sıcak savaşın kapıya dayandığı ve ekonomik sistemin çöktüğü o kaotik sahnede sivil, demokratik ve bağımsız bir vizyon yürütmeye çalıştı. Onun geri çekilmek zorunda kalması kişisel bir korkaklık ya da basit bir yetersizlik değil, sahnenin onun taşıyamayacağı kadar ağır, karanlık ve çok aktörlü olmasından kaynaklanıyordu.
Tarihsel figürleri sadece aldıkları sonuçlar üzerinden değil, içine düştükleri o dar alanlarda neyi korumaya çalıştıklarıyla da okumak gerekir. Elçibey o yanlış sahnede, o çok zor şartlar altında her şeye rağmen bağımsız ve hür bir Azerbaycan fikrinin fikri zeminini kurdu. O gün o kurumsal sıfır noktasında o tohumun yeşermesine konjonktür izin vermedi ama sahnede bıraktığı o ahlaki ve sivil iz, düzeltmeye çalıştığımız o tek boyutlu tarih anlatısının çok ötesinde derin bir anlam taşıyor.