Tümüyle çaresiz ve güçsüz hissettiğimiz, kolektif bir duyarlılık ve eylemlilikle kendi kaderimizi tayin edebileceğimiz inancını bütünüyle kaybettiğimiz bir zamanda kendimizi savunmanın yegâne yoludur depresyon. Bir sığınak ve direnme biçimidir belki de.
Sınırsız olasılıklar ve seçimler çağında bütün yolları deneyerek kendi bedensel ve ruhsal kapasitelerimizi mütemadiyen zorlamanın sonu, kendimize ve geleceğimize beslediğimiz ümidi ve inancı daha da kaybetmek, tam bir çökkünlük ve tükeniştir.
Neoliberal kapitalist çağın mağluplarıyız hepimiz; mağlup, mağdur ve yorgunları.
Her anlamda giderek çölleşen ve içi boşalan bir dünya ve hayat karşısında hiçbir rol ve inisiyatif alamayacağımıza en baştan razı ve teslim olmuş haldeyiz.
Herkesin başka herkesle soluk soluğa bir rekabet ve yarış içinde olduğu, bizzat kendi ilişki ve bağlarına saldırdığı; kendi olma, kendine yatırım ve yığınak yapma, kendinin en iyi versiyonunu yaratma, kendinin girişimcisi olmanın önümüzdeki tek seçenek olarak kaldığı yalnız, kimsesiz, dağınık, tükenmiş ve depresif bireylerin toplamından ibaret bir "toplum'un üyeleriyiz epeydir.