Lindsay Gibson, çocukluktaki duygusal bağ eksikliğinin 'gerçek güvenin olması gereken yerde bir boşluk bıraktığını, başkaları tarafından görülmemiş hissetmenin yalnızlığının, fiziksel bir yaralanma kadar temel bir acı olduğunu' söyler. Bu duygusal yalnızlık, kaçınma, kapanma, utanç gibi aynı duygusal kalıpları tekrarladığımız yetişkinlikte de devam eder.
Ebeveyn figürlerinin kendi çözülmemiş travmalarını çocuklarına yansıtmaları çok yaygındır. İyi niyetli ebeveyn figürleri bile kendi bilinçsiz yaralarının etkisi altında tepki verdiklerinde, rehberlik sunacakları yerde kontrol etmeye, en ufak ayrıntısına kadar incelemeye veya çocuğu kendi irdeleri yönünde zorlama yeltenirler. Ebeveyn figürleri bilinçli ya da bilinçsiz olarak çocuğu güvende tutmak ve dünyadan korumak isterler ki çocuk ebeveyn figürünün yaşadığı acıyı deneyimlemesin. Bu süreçte çocuğun istek ve ihtiyaçlarını reddedebilirler. Kasıtlı yapmış gibi görünseler bile bu tepkiler genelde yüzeyde görünmeyen, kökleri derin acılardan kaynaklanır. Çoğumuz, çözülmemiş çocukluk yaraları nedeniyle kendi duygularını yönetmekte güçlük çeken ebeveynlerce yetiştirildik.
Mükemmeliyetçiliğiniz sayesinde ulaşamadıklarınıza odaklanma konusunda kuşkusuz eşsizsinizdir. Yapamadığınız işleri seçip, yaptıklarınızı görmezden gelme gibi kötü bir alışkanlığınız var. Yaşamınızı her hatanızı ve kusurunuzu kaydetmekte geçiriyorsunuz. Hiç merak etmeyin kendinizi yetersiz hissedersiniz.
Çoğu insan hata yaptığımız için bizden hoşlanmaz veya bize deli gözüyle bakar durumda değildir. Onlar da hata yapar ve çoğu insan etrafında dolaşan 'mükemmel' insanlardan rahatsız olur.