Seviyordu bu gençleri, toza dumana bulanmış savaş ortamı içinde, henüz yollarını bulamayan, ama ait oldukları sınıfın özlemlerini belirgin bir biçimde simgeleyen bu gençleri seviyordu.
İşte bak, günden güne bütün dünyayı sarıyor yangın: Köleler kaldırıyorlar başlarını, ezilenler uyanıyor, silaha davranıyor. Eninde sonunda bozuk düzen, bu boktan hayat, tepeden tırnağa değişecek, haksızlıklar son bulacak, yeni bir dünya kurulacak. Ama önce sonuna kadar kararlı, birbirlerine et tırnak gibi bağlı bir sınıf gerekiyor bize, süt kuzuları değil. Evet, yiğit ve kararlı insanlar gerekiyor. Öyle ki savaşmanın boyunlara borç olduğu saatte, 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' demesin, hamamböcekleri gibi ilk görecekleri deliğe girip kavgadan kaçmasın, olanca gücüyle vursun, vurunca da devirmesini iyi bilsin, gözünü daldan budaktan esirgemesin. Evet böylesine çelikten bir sınıf yaratacağız, su vereceğiz çeliğe!