Bugün 68'in devrimci ruhunu, yalnızca soyut olarak emperyalizme karşı olmak değil, yerli gericiliğin bütün kurumlarına, kapitalizme karşı olmak ve emek cephesinde dövüşmek temsil ediyor.
Burjuva devlet, halk kitlelerini yönetim aygıtı, polis, ordu, mahkemeler, hapishaneler, toplama kampları ve diğer zor araçlarıyla ezer. Bu zor araçlarının gerekli bütünleyicisi, burjuvazinin onların yardımıyla egemenliğini ayakta tuttuğu ideolojik etkileme araçlarıdır. Burjuva basını, radyo, sinema, burjuva bilim ve sanatı, kilise gibi araçlar buna dahildir.
Kapitalistler sınıfının çıkarları nüfusun ezici çoğunluğunun çıkarlarıyla şiddetli bir karşıtlık içinde bulunduğundan, burjuvazi, akla gelebilecek her suretle devletinin sınıf karakterini gizlemeye çalışır. Burjuvazi, bu devleti sınıflar üzerinde duran bir devlet, bir halk devleti, bir "saf demokrasi" devleti olarak göstermeye çabalar. Ama gerçekte burjuva "özgürlük", sermayenin yabancı emek sömürme özgürlüğüdür; burjuva "eşitlik", ardında sömürenlerle sömürülenler, toklarla açlar, üretim araçlarının sahipleriyle yalnızca işgüçlerine sahip olan proleter kitleleri arasındaki gerçek eşitsizliği gizleyen bir sahtekarlıktır.
Sermaye, artı emeğe duyduğu aşırı açlıkla, işgününün ne ahlaki ne de saf fiziksel sınırını hesaba katmak istemez. Marx'ın deyimiyle, sermaye işçinin sağlığına ve hayatına saygısızdır. İşgücünün haydutça sömürülmesi, proleterin ömrünü kısaltır ve işçi nüfus arasında son derece yüksek bir ölüm oranına yol açar.
Toplumsal açıdan, eğer makinenin üretimi için harcanan emek miktarı, makinenin kullanımı yoluyla tasarruf edilen emek miktarından küçükse ve makine işi kolaylaştırıyorsa, makine kullanımı avantajlıdır. Ama kapitalist için tayin edici olan ne toplumsal emekten tasaarruf ve ne de işçiler için işin kolaylaştırılmasıdır, tam tersine ücretlerden tasarruftur. Bundan dolayı kapitalistler için makine kullanımının sınırları çok dar çekilmiştir. Bu sınır, makinenin fiyatıyla onun yerini aldığı işçilere ödenen ücret miktarı arasındaki farktır. İşçinin ücreti ne kadar düşükse, kapitalistin makine yerleştirme çabası da o kadar zayıftır. Bundan dolayı, en gelişmiş kapitalist ülkelerin sanayiinde bile, bugüne kadar geniş ölçüde kol emeği kullanılır.