İlkel toplumda... bir devletin varolduğunun işaretleri henüz görülmez. Geleneklerin egemenliğini görüyoruz, soy birliğinin en yaşlılarının tattığı otoriteyi, saygıyı ve iktidarı görüyoruz, bazen iktidarın kadınlara tanındığını görüyoruz- kadının o zamanki durumu, bugünkü haktan yoksun, ezilen konumuna benzemiyordu-, ama hiçbir yerde, diğerlerini yönetmek ve yönetimin çıkarları ve amaçları uğruna belirli bir cebir aygıtını, bir zor aygıtını planlı ve sürekli olarak elinde bulundurmak için belirlenmiş özel bir insan kategorisi görmüyoruz.
İlkel toplulukta üretim ilişkilerinin temeli, üretim araçları üzerindeki ortak mülkiyettir. Ortak mülkiyet, bu dönemde üretim araçlarının karakterine denk düşer. İlkel toplulukta iş aletleri, ilkel topluluk insanlarının doğa güçlerine ve vahşi hayvanlara karşı tek başına mücadele etme olanağını dıştalayacak şekilde ilkeldi. "Kollektif ya da kooperatif üretimin bu ilkel tipi", diye yazıyordu Marx, "elbette ki tecrit edilmiş bireyin zayıflığının bir sonucuydu, üretim araçlarının toplumsallaştırılmasının değil."
İnsanın ilk aletleri, kaba yontulmuş taş ve sopaydı. Bunlar, belli ölçüde vücut organlarının yapay uzantılarıydı: taş yumruğun uzantısı, sopa uzatılmış elin uzantısı.