Lavinia K.T

Lavinia K.T
@Campanella82
Bataklıktan sonra gölü, ardından denizi bulan; ve gözü hep ummanda olan bir fikir işçisi. En harlı alevlerin ortasında bile altın nilüfer yetişir.
Normal Nedir, Kim Karar Verir?
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 21:23
Paulo Coelho’nun yarı otobiyografik romanı Veronica Ölmek İstiyor, yaşamaktan yorulmuş genç bir kadının intihar girişimiyle başlar. Bu intiharı yücelten bir roman değildir; tam tersine, yaşamanın ne kadar büyük bir cesaret gerektirdiğini anlatır. Topluma uyum sağlamış ama kendini kaybetmiş herkese sessizce şu soruyu sorar: “Gerçekten yaşıyor musun, yoksa sadece hayatta mı kalıyorsun?” Hayatımızda ölümü düşündüğümüz anlar vardır. Yorulduğumuzda, sıkıştığımızda, çaresiz hissettiğimizde “ölmek istiyorum” demek kolaylaşır. Oysa işin tuhaf yanı şudur: Gerçek bir hastalıkla, somut bir acıyla karşılaştığımızda, bu kez yaşama arzusu bütün gücüyle ortaya çıkar. Biraz daha uzun yaşayabilmek, bedenimizin acı çekmemesi için dua eder, tedavilere sarılırız. Ardından çevremizdeki insanlarla kendimizi kıyaslamaya başlar; başkalarının hayatlarını ölçüt alarak kendi trajedimizi büyütür, yavaş yavaş o karanlık çukura düşeriz. Veronica da böyledir. Ölmek istediği anda, aslında bugüne kadar yaşayamadığı hayatı görür. Yapamadıklarının, bastırdıklarının, ertelediklerinin farkına varır. Ölümle doğrudan yüzleştiğinde “yaşamayı” anlamaya başlar. Aslında neyin doğru olduğunu kimse tam olarak bilmiyor. Başka birinin yaşadığı hayata kusursuz bir değerlendirme yapabilecek bir insan yok. İnsan zaten kusurlu bir varlık. Bu kusurluluğunu tamamlamak, eksikliğini doldurmak için hayat boyunca anlam arayıp durur. Ama gerçekten “mükemmel” tanımına uyacak bir hayat var mıdır? Toplumda itibarlı, başarılı ve hayranlık uyandıran insanlar bile içlerinde derin kaygılar taşır. Sürekli güçlü ve kusursuz görünmek zorundadırlar. Aldıkları her kararın başkalarını etkileyeceğini düşünmek, tek bir hatanın bile affedilmeyeceğini bilmek onları sessizce yorar. İçlerini dökmek, zayıf görünmek onlar için neredeyse
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Özlem bir yıldıza dönüşür
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 18:10
Kafka’nın Milena’ya olan aşkı ve özlemi, ruhumda hem sızlayan hem de parlayan bir yara izi bıraktı. Yaratıcılığın Kaynağı Nedir? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişebilir. Ancak bana göre tükenmez yaratıcılığın kaynağı, özlemdir. Bu, yalnızca bir insana değil; doğaya, evrene ya da ulaşılması imkânsız olan herhangi bir şeye duyulabilir. Kalpte taşıyıp sürekli özlem duyabileceğimiz şey, o kişiye yada nesneye daha çok yaklaşmak istememize neden olur. Gördüğümüz, duyduğumuz ve hissettiğimiz her şeyi özlem duyduğumuz şeyle ilişkilendiririz. Sonunda, kendimizi aşarak ona ulaşmayı hayal ederiz. Sanatçı için özlemin kaybı, yaratıcılığın kaynağının kuruması demektir. Öyle ki, ister bir sevgili, ister doğa, ister geçmiş olsun; ona duyulan arzu ne kadar derinse, ortaya çıkan eser de o kadar güçlü olur. Peki yazarlıkta Özlemin rolü Nedir? Bir yazarın kalbindeki eksiklik hissi, onu sürekli yaratmaya teşvik eder. Çünkü özlem, hiçbir zaman tam anlamıyla doyurulamaz; bu da yazarın sürekli olarak yeni yollar, yeni ifadeler aramasına neden olur. Hayat boyu belli bir mesafeden sevilebilecek bir sevgiliye sahip olmak, kişiye aşılması zor bir sınırın acısını yaşatabilir. Ancak bu durum daha iyi eserler yaratabilmek açısından bir nimet sayılabilir.Sanatçının kalbindeki eksiklik hissi, onu sürekli yaratmaya teşvik eder. Kafka ise, Milena'ya ulaşamadıkça ona duyduğu özlem daha da derinleşmiş ve bu duygu, yazınsal gücünü beslemiştir. Tamamlanmış bir aşk genellikle sakinlik getirir; ancak unutmamak gerekir ki sanat, çoğu zaman huzurdan değil, o huzursuz arayıştan beslenir. Kafka, 20. yüzyılın başlarının en çok yas tutulan edebi figürlerinden biri olmaya devam ediyor. Kurmaca eserleri hâlâ ilham veriyor ve birçok insan bu eserlerin arkasındaki kişiyi daha yakından tanımak istiyor.
1000Kitap
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Can Yayınları · 202365,9bin okunma
“Aşk manipülatif olamaz, gerçek şefkate dayanmalıdır."
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2023 21:50
Mieko Kawakami Memeler ve Yumurtalar Yarwn Kadınlığı reddetmek isteyen bir kız ve kadınlığın yok oluşunu inkar etmek isteyen bir annenin hikayesi. Minimalist bir stili maksimalist bir uzunlukla geçerseniz ne elde edersiniz? Bu arada bu bir şaka değil; Mieko Kawakami'nin Türkçe'ye çevrilen ilk tam romanı Memeler ve Yumurtalar'ın oldukça yaklaştığını söylemek dışında gerçekten cevabı bilmiyorum. Mieko Kawakami'nin Memeler ve Yumurtaları ilk kez 2008'de yayınlandı, kitap Haruki Murakami tarafından "nefes kesici" diye nitelendirilirken aynı zamanda Tokyo'nun aşırı muhafazakar ve kendisi de bir yazar olan eski valisi Shintaro Ishihara tarafından "hoş olmayan ve tahammül edilemez" olarak nitelendiren eleştiriler aldı. . Acaba neye itiraz etti, tahammül edilemez dediği şey tam olarak neydi? Bir kadını kadın yapan şeyin ne olduğunu ve bir kadının varoluşunun güvencesizliğini sorgulamayı çok iyi başaran iddialı bir çalışma olan bu kitapta ‘hoş olmayan’ olarak gördüğü şey neydi? Onu bu kadar rahatsız eden kitapta erkeklerin korkunç olarak tasvir edilip ikincil karakterler olarak yazılması mıydı? Memeler ve Yumurtalar'da erkekler, genellikle kendi (kötü) seçimleri nedeniyle büyük ölçüde yoktur.Erkekler çocukları tarafından baba olarak özlenmiyor ve yine erkekler koca olarak da aranmıyor.Karısını ve kızını taciz eden erkekler, yine kadınları manipüle etmekten geri durmayan ve erkeksi açıklama eğilimlerini bir kenara bırakamayan “iyi niyetli” erkekleri örneklendirerek açık bir dürüstlükle, onların kadın düşmanlığını ustaca ortaya çıkaran bu kitap elbette sözde muhafazakar birine hoş gelecek değildi.Kim bilir belki de Ishihara'yı en çok rahatsız eden şey, sadece bir kadın dünyasının tasviriydi. Kadınların kendilerini erkeklerle ilişki kurmak yerine birey olarak yaşamlarını sürme
1000k
Memeler ve YumurtalarMieko Kawakami · Doğan Kitap · 2023402 okunma
“Bu hepimizin hikayesi”
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2022 21:28
Yasalar ve sistemler mi değerleri değiştirir yoksa değerler mi yasaları ve sistemleri yönlendirir? Toplumun yarısının atıl kaldığı bir ülkenin gelişmesi mümkün müdür?? Önce bu harika romanın yazarını tanıyarak başlayalım; Cho Nam-joo, 1978 yılında Güney Kore, Seul’de doğdu. Ehwa Kadın Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu ve dokuz yıl boyunca televizyon senaristliği yaptı. Kim Jiyeong, Doğum: 1982 adlı üçüncü romanı, bir çocuk sahibi olduktan sonra evde kalmak için işini bırakan bir kadın olarak kısmen kendi deneyimlerine dayanarak yazdı.Cho, ailesiyle birlikte şimdi Seul’de yaşıyor. Bu incelemeyi, roman hakkında ne hissettiğimi tam olarak ifade edemeyeceğimi bilerek yazıyorum.. Jiyoung'un bu hikayesi,Seul'den Şangay'a, Boston'dan Bengal'e Mozambik'ten Madrid'e Tahran’dan Kabil’e ve Kahramanmaraş’tan Şam’a her kadının karşılaştığı basmakalıp bir muamma. Bu, psikoza giren otuzlu yaşlarındaki bir kadının hikayesi gibi görünse de aslında Ataerkilliğin yükü altında ezilen her kadının maruz kaldığı cinsel saldırı, haksız cinsiyetçilik, kadınlara uygulanan ailevi baskılar ve öz kimlik kaybıyla ilgili dil, din ve ırk gözetmeksizin tüm kadınları ilgilendiren evrensel bir hikaye. Kadın karakterin yaşadıklarında kendimden ülkemden kültürümüzden ve toplumsal normlarımızdan çok fazla benzerlik daha doğrusu birebir aynı diyeceğim çok şey buldum.. Bizimle o kadar çok benzeyen kültür ve topluluk metaları var ki kitapta, insan yadırgayamıyor. Yadırgamazken de üzülüyor. Bir kadın olarak kitabı okuduğunuzda karakterle çok çabuk sıkı bir bağ kurmanız kaçınılmaz. Roman, Kim Jiyoung'un doğumundan ebeveynliğine kadar olan altı ana bölüme ayrılmıştır. Üç bölüm bizi ailesinin tarihine ve hayatının dört aşamasına götürüyor. Çocukluğunu, ergenliğini, erken yetişkinliğini ve evli
Toplum
Kim Jiyeong, Doğum: 1982Cho Nam-Joo · A7 Kitap · 20211,307 okunma
9/10
·310 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
‘Yeniden iyi biri olmak mümkün’ Bu kitaba çoğu insanın yaptığı gibi kısaca bir inceleme yazacak olsaydım ‘Uçurtma Avcısı’n da geçen bu tek cümleyi yazardım.Hiç şüphesiz bir araya gelmiş beş kelime kitabın ana fikrini o kadar güzel ifade ediyor ki^^ Ne demek istediğimi kitabı okuduğunuzda eminim daha iyi anlayacaksınız..Çok nadir inceleme yazıyorum ve bunu beni gerçekten derinden etkileyen kitaplar üzerine yapıyorum..Dolayısıyla yaptığım inceleme kısa değil sonsuz uzunlukta bir inceleme olacak:) Şimdiden vaktini ayırıp sonuna kadar okuyan okuyuculara kocaman teşekkür ediyorum;) Ayrıca yapmış olduğum bu incelemede yer yer spoiler olacak lütfen bunu göz önünde bulundurunuz. ‘Mutlu günlerimiz’ Gong Jı-young’un okuduğum ilk eseri Kore’de de oldukça popüler güncel bir yazarmış kendisi.Kitapları ödüller almış ve bu romanıyla birlikte diğer kitapları da sinema filmine uyarlanmış.Kitabın başlığına baktığım zaman banal bir aşk hikayesi okuyacağım yanılgısına düşmüştüm hiç de öyle olmadı.Bir diğer dikkatimi çeken şey kitabın aslından değil İngilizceden çevrilmiş olması bu da orjinalinden çok uzak bir hikaye okuduğumuz anlamına geliyor.Kitabın orijinal adı ‘Mutlu zamanlarımız’ iken İngilizce çevirmen bunu günlerimiz olarak değiştirmiş bu hiç hoşuma gitmedi..Neyse.. Mutlu Günlerimiz’ adlı paradoksal başlık, toplumdaki bu sorumluluk duygusunun yokluğunu eleştiren ve bir yandan da istifa eden bir ses içeriyor. Toplum bizi mutlu etmiyor ama böyle bir topluma misilleme yapıyormuş gibi 'hala mutluyum' diyoruz. Unutmamamız gereken şey ise, 'mutluyuz' diyen çoğumuzun gözünden yaşların aktığıdır. Ne tür bir dünya gerçekten mutlu bir dünyadır? Olayların olmadığı barışçıl bir dünya, sadece iyi insanların olduğu bir dünya, sadece iyi eğitimli insanların olduğu bir dünya.. Bunlar senin,
1000Kitap
Mutlu GünlerimizGong Ji-Young · Mona Kitap · 2018239 okunma