1- Kalabalıklar içinde yalnızlık
Meursault ,yalnızlığı tercih etmiş bir birey. Depresyon aşamalarının en başında kişinin yalnızlığı tercihi yatmaktadır. Romanı her okuyuşumda sorduğum sorulardan bir tanesi de “” Acaba Meursault yalnızlığı bilerek mi tercih etti? “” Roman boyunca bundan yana bir problemi yokmuş gibi gözüküyor ancak ya Meursault buna alışmak zorunda kaldıysa? Sahilde adamı öldürdüğü zaman bile tepkisi aynı. Yanı başında kimsenin olmasına ihtiyaç duymuyor. Bu, Albert Camus„nün kendi içinde yaşadığı bir problemdi. Toplumdan ayrı yaşamak isteyen ancak bunu bir türlü beceremeyen Albert Camus, romanımızın kahramanı aracılığıyla kendisine bir ütopya yaratıyor.
2- Baba
Babasını tanımayan Meursault ve babasını daha bebekken kaybeden Albert Camus. Bir ihtimal diyor ki, Albert Camus babasıyla alakalı tek satırla onun aslında ideal birisi olmadığını anlatmaya çalışıyor. Bu bir nevi Camus‟nün kendisini rahatlama biçimi. Eğer gerçekte babası işe yaramaz bir adamsa ona özlem duymaya bile gerek yok.
”Annemin babam ile ilgili anlattığı bir hikayeyi hatırlıyorum da, babamı hiç tanımadım""
3 - Anne
Annesinin ölümü, Meursault gibi tepkisiz bir birey için pek önemli değildir. Yani en azından, o dış bilincinde öyle sanıyordur. Annesinin ölümü Meursault‟nun yolculuğunun doruk noktasıdır, çünkü hiç karışmadan Albert Camus‟nün annesini temsil eder. Annesi, Fransız işgalindeki Cezayir‟de kaldığında, Camus ünlü bir yazardır. Yabancı‟daki Meursault, annesini umursamazken, onun iyi olduğuna kendisini ikna etmeye uğraşırken aslında Camus, kendisini annesi ile ilgili telkin ediyordur. Anne öldüğünde de, Meursault‟un umursamazlığı, Camus‟nün kendi vicdan azabıdır.
4- Raymond Sins
Agresif tavırlar depresyonun belirtilerinden biri. Sert tavırlara sahip Raymond,