“Sen hiç âşık oldun mu Ali?”
“Tabii Amirim , şimdi bile kız arkadaşım var” diye yanıtladı beni.
“Kız arkadaşından söz etmiyorum Ali , aşktan söz ediyorum. Gerçek aşktan , insanı katil eden , rezil eden , insanlıktan çıkaran aşktan söz ediyorum.”
Onu evde mutsuz görmeye o kadar alışmıştım ki yüzündeki mutluluk bana derhal ifşa edilmesi gereken bir sahtekârlık , bir ayıp , bir yalan gibi görünüyordu.
Ben biliyordum zaten . Ama bilmemek istedim.Bilmezden gelmek bazen en iyisi. Bilmemeyi istiyorsun çünkü. Öyle olmamasını istiyorsun. Gerçeğin öyle olmamasını. Ama elinden bir şey gelmiyor. Kendi gerçeğini yaratıyorsun sonra, o gerçeğe öyle bir sarılıyorsun ki seninle beraber herkes inanıyor.
Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor.Ben hep o bulanık suyun içindeydim. Dibi göremiyordum. Bulanık bir suyun içinde yüzmüşüm ömür boyu. Doğduğumdan beri bozuk görüyormuşum her şeyi , yanlış duyuyormuşum.