"Bütün bu süre boyunca bu korkunç şeyler hayal gücümü öylesine yıldırdı , sıkıntılar, aklımı öylesine hırpaladı, kâh gerçekleşen kâh suya düşen ümitler, bekleyişler kalbimi öylesine yaraladı ki bütün organizmam derinden sarsıldı, duyarlılığını kaybetti, âdeta uyuştu. Kısa bir süre de olsa organizmamın dinlenmeye ,huzura ihtiyacı var..."
'Evet, öyle canının istediği gibi yaşayamazsın,bu apaçık bir şey aksi halde, çelişkiler kargaşasına öyle bir yuvarlanırsın ki, ne kadar bilgili, ne kadar cesur olursa olsun hiçbir insan zekâsı işin içinden çıkamaz! Bugün bir şeyi arzularsın , yarın kendini paralarcasına, büyük bir tutkuyla arzuladığın şeyi elde edersin, öbür gün o şeyi arzuladığın için yüzün kızarır, dileğin gerçekleştiği için hayata lanet okursun. İşte,hayat yolunda başına buyruk ve kibirle yürümenin,keyfine göre hareket etmenin sonu budur. İnsan bastığı yeri yoklaya yoklaya yürümeli, birçok şeye gözünü kapamalı, mutluluk düşleri görmemeli, mutluluğu kaçırdığında şikâyet,isyan etmeye kalkışmamalı... işte hayat budur! Hayatın mutluluk, haz olduğunu kim söylemiş?Delilik!
İnsan kudret ve kapasitesinin bu denli hızlı serpilip gelişmesi,ruhunun bütün yönleriyle böyle bir anda olgunluğa erişmesi yalnızca kadınlara has bir şeydi.
" Burada gerçek insan nerede? İnsanın bütünlüğünü, bozulmamışlığı nerede kaldı?Nereye saklandı insan?Kendi meziyetlerini böyle ıvır zıvır için nasıl israf etti?"