Fakat ruhunun ne aradığını, ne istediğini bir türlü bulamazdı.Ruhunun bir şeyi özlediğini, bir şeyi bulmak istediğini hissederdi, sanki-dillendirilmesi bile korkunç -mevcut mutlu hayatı ona yetmiyormuş, sanki bu mutlu hayattan bıkmış, yeni ,meçhul serüvenler arzuluyormuş gibi hep ileriye , uzak geleceğe bakardı.
Dikkat et de , fısıltıların kaderinin kulağına gitmesin, senin nankör olduğunu düşünmesin. O bahşettiği armağanların değerini bilmeyenleri sevmez! Sen bugüne kadar hayatı sadece tanıdın ve keşfettin , onu yaşaman, denemen de gerekecek ! Biraz bekle , hayat gelecek ve o zaman sorularına , şüphelerine ayıracak vaktin olmayacak...
Her şeyi basit gözle görmenin ve dosdoğru ileriye yürümenin yeterli olacağını, hayatın uysallıkla tıpkı bir halı gibi ayaklarının altına kendiliğinden serileceğini sanmıştı.Ve işte sonuç! Suçlayacağı birisi bile yoktu ,tek suçlu kendisiydi!