Mandereyke’nin o hokkabazlığı yaptığı ilk andaki şaşkınlığımı hatırladım. Mendilin çiçeğe dönüşmesinin ve havada kayboluşunun sırrını bilmemek, hazzın kaynağıydı işte. Bildiğimiz anda her şey basit, yavan, sıkıntılı bir şeye dönüşüveriyordu. Haz ancak cehaletin olduğu yerde mi var oluyordu yani?
Kaçmayacaktı. Saadet korkusundan kurtulacaktı bu kez. İncinmeyi de göze alacaktı, yaralanmayı ve bütün iddiaları kaybetmeyi de… Hiçbir yabancı onu kendisi kadar hırpalayamazdı.