"Türk kültüründen olmanın gurur duyulacak yanlarını bana ilk öğreten onlardı. Bu gurur duyulacak unsurlar içinde ne fetihler ne de savaş kahramanlıkları vardı. Onlar bin yıllar önce yapılmış fetihleri eleştirmiyorlar ama benim bakış açımı insanlıkla ilgili başarılara çevirmemi sağlıyorlardı. Örneğin büyük dedem, Osmanlıların yüzyıllar boyu birçok ulusu bir arada idare edişlerindeki siyasi zekayı överdi. Gerçek yurtseverliğin, insanın yaşadığı ülkenin gelişmesine katkıda bulunması olduğunu ben onlardan öğrendim."
Biri Anzak; İngiliz sevdalısı bir asker, diğeri iyi bir İstanbullu aileden yetişmiş Türk teğmen. İki askerin Gelibolu'da karşı karşıya savaşması. Sevdiklerine mektupları. Cephenin iki tarafında iki ayrı yürek, çok güzel bir kurgu ile anlatılmış.
Yeni Zelanda'dan Anzak dedesinin mezarını arayan Victoria ve Çanakkale gazisi Alican Çavuş'un kızı Beyaz Hala'nın Gelibolu'da buluşmasıyla ortaya çıkan geçmişteki olayları tatlı bir dille ama biraz basit bir Türk dizisi kurgusu ile okuyacaksınız.
Kitabın 2/3 ü çok güzel gitse da bilinen sonlar, basit aşk kurguları, klasik huysuz nine ve ona kendi sevdiren yabancı kadın senaryoları kitaba verdiğim puanı düşürdü.
Bir de özellikle İngilizce konuşmaların basit olanlarının İngilizce verilmesi. Uzun olanların Türkçeye çevrilmesi ve bu çeviride Çanakkaleli ama native İngilizce konuşan pamuk teyzemizin yerel ağzının verilmesi ya da yabancı kızımızın İngilizce konuşmaları içinde Ali Osman'a El-yi Oth-man! Beyaz Hala'ya Bey-azh Ha-la! şeklindeki hitabının verilmesi beni oldukça rahatsız etti.
Rehber Mehmet'e saran "milliyetçi" mafyavari tipleme, torun Ali Osman karakterinin Viki ile son sayfalardaki kitabı özetleme ve anafikir çıkarma diyalogları çok gereksizdi.
Güzel bir kurguyu klasik Türk dizilerine çevirmeseymiş keşke.