"Tarih boyunca deha denilince akla hep erkekler geldi oysa zorluklara direnen, önyargıları aşan, kendi yolunu açan nice kadınlar var."
Bahar Eriş, tarih boyunca bastırılmış kadın dehaların izini sürmüş ve bizlere "Boyun Eğmeyen Kadınlar" adı altında nice kıymetli isimleri tanıtmış.
Frida, Lou Salome, Anna Freud ve Virginia Woolf hikayesini bildiğim isimlerdi.
Onların dışında "Kuş ölür, sen uçuşunu hatırla..." diyen Furup Ferruhzad'ın zorlu yaşamı, Pakistan'ın ücra bir köyünde doğan umudun ve cesaretin simgesi olan, On yedi yaşında Nobel Barış Ödülü'nü alan Malala...
Malala için bir parantez açmak istiyorum. Taliban zulmüne sessiz kalmayan cesur Malala şu düşünceyi savunuyordu: "Bir çocuk, bir öğretmen, bir kitap ve bir kalem dünyayı değiştirebilir." Verdiği mücadele onun ölümüne neden oldu ama bir direnişin sembolü olarak hâlâ yaşıyor.
Yayoi Kusama'nın hayatı oldukça ilgimi çekti. Küçük yaşta görmeye başladığı halüsilasyonları resme aktararak hayata tutunmayı başaran, büyük bir hayran kitlesine sahip bir sanatçı ve akıl hastanesinde hayatını idame ediyor.
Françoise Gilot'un hayatı bana Pablo Picasso'nun bilmediğim yüzünü ortaya koydu. Remziye Hisar'ı okurken oldukça gururlandım, İris Apfel'in " Pişmanlıkla vakit kaybetmeyin. Her şeyi büyük bir mesele haline getirirseniz, enkaz haline gelirsiniz." sözü beni oldukça etkiledi. Otizmli bir dahi olan Temple Grandın'ı tanıdım ve daha nice güçlü kadınlar...
Sadece kadınlar değil; erkekler de bu kitabı okumalı. Kadınların din, dil, ırk fark etmeksizin her yerde verdiği mücadeleye şahitlik etmeli.
"Erkekler ezildiğinde buna trajedi denir. Kadınlar ezildiğinde buna gelenek denir."
Letty Cottin Pogrebin
Hayatında bir şeyler başarmış kadınların çoğu, neredeyse kimse tarafından sevilmez.
Françoise Gilot
Kadınlar,