İlk inceleme yapacağım kitap. Benim için çok anlamlı açıkcası...Bazı hatalar yapar isem affola... Şunu söylemeliyim ki ; kim kendi yüreğine hissederek ben 'Türküm' diyorsa okumalı. Hatta bunu herkes okumalı, ister vatanını sevsin, sevmesin. Okunmalı, okutulmalı!
Vatanından ayrı kalınca çekilen eziyeti bilmemiz gerek bir vatandaş olarak. Kanın Türk kanı diye çekilen onca eziyeti bilmeliyiz. Hala bunları yaşayan insanlarımız var. Hala vatanına hasret kardeşlerimiz var...
Emine Işınsu o kadar güzel anlatmış ki vatan sevgisini, okurken yüreğiniz de ayrı bir his oluyor, tuhaf bir sancı oluyor. Hüngür hüngür ağladığım bayrak sahnesi var mesela. Soylarının Osmanlı'dan geldiğini bilen kanının Türk olduğunu bilen insanlarımız bayrağımızı daha hiç görmemiş. O kısmı mesela çok güzel anlatmış yazarımız. Sol yanıma yoğun sancılar girdi o tarz sahneler de...
İlay... Canım İlay... Onu okurkan o kadar kendime benzettim ki ne olursa olsun dik durmasını, vatan sevgisini, kendi bildiği doğru için hiç pes etmeyişini, Mehmet Ali ve vatanına olan sevgiyi aynı anda yürütme çabası, ne olursa olsun herşeyi bilip hiçbir şey bilmiyormuş gibisi yapması, etrafındakilere sürekli kuşkucu gözle bakması, şüphesi vs vs... Her şeyi o kadar bendi ki anlatamam size...
Bir kız düşünün vatan sevdası, Mehmet Alisi ile mutlu bir hayat yaşamaktan daha ağır basan. Bir kız düşünün çocukluğundan beri Barbar Osmanlı diye eğitimler alıpta, onlara onların silahi ile vurmayı çalışan bir kız. Çevresine Rusya'nın, Bulgarlar'ın istediği şekilde davranıp gözlere girip alkış toplayan kız gizliden gizliye kalbiyle, aklıyla Türkiye için, halkı için çabalayan bir kız...
Romanın tek bir konusu var diyemeyiz aslında, korku içinde yaşamını sürdüren insnaların çaresizliğini, gerici düşünce ile erkek evlat doğurmayan kadının
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yüzyıllık Yalnızlık
Jose Arcadio ve Ursula amca çocuklarıdır. Birbirlerini çok severler ve evlenmek isterler. Ama kasabalılar evlenmelerine şiddetle karşı çıkar. Çünkü eğer onlar evlenilerse, rivayet odur ki akraba evliliğinden dolayı, doğacak çocukları domuz kuyruklu olacaktır.
Nitekim onlar bu durumdan korkmalarına rağmen yine de evlenirler. Ve iki oğlan bir kız olmak üzere üç çocukları olur. Sonra bakarlar.. Çocukların kuyruklarına, var mı yok mu? diye.. Neyse ki korkulan olmaz da.. Üç çocuğunda kuyruğu yoktur.
Bu doğan çocukların isimleri ise sırasıyla şöyledir:
Albay olanın adı: Aureliano,
Ağabey olanın adı:Jose Arcadio,
kız kardeşin ismi de Amaranta'dır.
Bakalım kimmiş bunlar?
Albay Aureliano aralarındaki yaş farkından dolayı çekinip açılamadığı, yargıcın kızı Remedios ile evlenir. Ardından Albayın abisi Jose Arcadio da küçükken annesinin evlerine sığınan bir akrasının kızı olan Rebecca ile evlenir.
Bakalım bu evliliklerden sonra bizi neler bekliyor?
Gelelim kız kardeş Amaranta'ya..
O müzik hocası Pietro Crispi'ye aşıktır. Ama Pietro Crispi tercihini Rebecca'dan yana yapmıştır. Gelgelelim Rebecca ise Pietro Crispi'nin duygularına karşılık vermez, onu reddeder. Daha sonra Pietro Crispi ise Amaranta'ya açılır. Ama Amaranta ilk önce kendisini değilde Rebecca'yı seçmiş olmasından dolayı onu reddeder. Ve Pietro Crispi durumu hazmedemez, canına kıyar. Bunun üzerine Amaranta ise hiçkimse ile evlenmez. Aşkı Pietro Crispi ile toprağa gömer.
Albay Aureliano evli olmasına rağmen Pier Ternore isimli bir kadınla birlikte olur ve Aureliano Jose isimli bir oğlu olur. Bu oğlana ise Albay'ın kız kardeşi Amaranta bakar.
Pier Ternore aynı zamanda Albayın ağabeyi Jose Arcadio ile de birlikte olur. Ondan da bir oğlu dünyaya gelir. Ve Oğlan Arcadio ismi ile vaktiz edilir. Ama
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma
“Yetişkinleri anlamak çok zor. Sürekli hayattan şikâyet edip duruyorlar. Oysa durumları hiç de kötü değil. Düşünsene, sabahın köründe seni uyandıran bir annen yok. Sürekli onu yapma, bunu yapma diyen bir baban yok. Ödevlerini yapmadın diye kızan bir öğretmenin yok. Her gün kalkıp gitmek zorunda olduğun bir okulun yok! Daha ne istiyor?
Oh ne âlâ memleket..
Görmüyor musun, insanları aptala döndürdüler! Herkes sadece internet ortamında yaşıyor.Toplumun gerçek hayatla bağları koptu. İnsanlarla iletişim kurabiliyor, ama onlarla tanışamıyorsun.
İnsanlardan önce topraklar vardı,
Sert rüzgarlar,
Tohum.
İnsandan sonra rahatı kaçtı sert rüzgarların,tohumun,bereketli toprakların!
Pay pay oldu topraklar,
Ev ev bölündü dünya,
Kana bulandı topraklar,
Kardeş sofraları bozuldu.