O, bilginin paylaşıldıkça parlayacağına hem söyleyeni hem söyleneni aydınlatacağına inanıyordu. Bu yüzden inandığı hakikatlerin en yalın haliyle anlatıyordu.
Ahmet Yesevi'nin derdi anlaşılmaktı. Türk dilinin hakikatlerin aydınlığonı taşıyabilecek imkana sahip olduğunu biliyordu. Dahası halkın anlamakta zorlanacağım ağır bir dille, yabancı kelimeler kullanarak kendisini daha bilgili, ayrıcalıklı olarak göstermeye çalışanlara acıyordu.