Fısıltı, sessizliğin içindeki yönlendirmedir. Ne bağırır ne zorlar. Duyulması için sessizliği seçer. İnsan kulağına değil, zihnine ve içsel sorgusuna hitap eder.
Sanat tarihinde ve mitolojik anlatılarda fısıltı, genellikle ikna, baştan çıkarma, fikir ekme veya karar anına müdahale anlamı taşır. Bu, manipülatif de olabilir, uyarıcı da. Ancak fısıltının asıl gücü, görünmez oluşundan gelir. Onu yönlendiren değil, yön verilenin içine işleyen bir ses gibi düşünebiliriz.
“Fısıltı” kelimesi aynı zamanda:
Kadınsı ve yumuşak bir iletişim biçimini temsil eder (simgesel olarak),
Yasakla izin arasında sıkışmış kararsızlığın bir dışavurumudur,
İyiliğin ya da kötülüğün net olmadığı, grilikle örülmüş bir geçiş anıdır.
Bu yönüyle “Fısıltı” adlı tablon, yalnızca Adem ile Havva’yı değil, karar anında insanın içsel bölünmesini temsil ediyor. Elmayı yemekten çok yemeyi düşünmenin tablosu bu.