Hemdem

Sen varsın
Gönül tezgahında şiir dokudum İplik iplik nakışında sen varsın. Aşk yolunun kanununu okudum Madde madde yokuşunda sen varsın. Fikir vadisinden bir ırmak geçer Eğilir serviler, suyundan içer Bağrında ay doğar, zambaklar açar Sessiz sessiz akışında sen varsın. Öz suyusun hayat denen şişenin Nedenisin keder ile neşenin Sevda cephesinde şehit düşenin Donuk donuk bakışında sen varsın. Hep senin renginde görünür bahar Yaprakta yeşilin, gülde kokun var Yama yama kalbimdeki yaralar Sıra sıra dikişinde sen varsın. Gidip de yorulma çok uzaklara Sen, 'sen'i gel benim içimde ara... Umut güneşimin mor bulutlara Girip girip çıkışında sen varsın. Abdurrahim Karakoç
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rabiatül Adeviyye'ye Dediler ki; “Bir kulun Allah’u Teâlânın takdîrine râzı olup olmadığı nasıl bilinir?” Buyurdu ki; “Gelen ni’metlerden zevk aldığı gibi, gelen musibetlerden de zevk aldığı zaman.”
Rabia Adeviyye'nin Hanımlara Nasihatı
Hanımlar, ziyaretine gelirler, nasihat talep ederlerdi. Bu nasihatlerinden biri de şöyledir: İyiliklerinizi dahi gizleyiniz, tıpkı kötülüklerinizi gizlediğiniz gibi. İyiliklerini açık etmek, rüzgâra karşı un savurmak gibidir. Onları alıp götürür de eliniz boşta kalır.
Aşk
Rabia el-Adeviyye Hazretleri ; Kur’ân’da âhiret ve cennet nimetleri zikredildiğinde Allahu Teâlâya şöyle niyazda bulunurdu : “Yâ Rabbi! Benim dünyâdaki bütün gayret ve maksadım, hep seni hatırlamak, hep seninle meşgûl olmak, âhırette ise, cemâlin ile müşerref olmaktır. Benim bütün arzum budur.” beni nimetlerinle oyalama Ya Rabbi.
Râbiatül Adeviyye
Dünyalık nimet ve imkânların onu biraz olsun meşgul etmemesi için yokluk içinde Allah'a kulluk etmeyi tercih eder. Dostları, çektiği sıkıntıları ve fakirliğini gidermek için ona tekrar tekrar para yardımında bulunmak ister fakat o sunulan hediyelerden hiçbirini kabul etmez. Yardım tekliflerini geri çevirmesinin gerekçesini ise şöyle açıklar: "Birkaç okka yün eğirip satılsın diye pazara göndermiştim. Karşılığında bir akçe beklerken elime iki akçe geçti. İki akçeden rahatsızlık duydum, bana ağırlık verir diye birinden kurtulmak istedim. O sıralar bir battaniyeye ihtiyacım vardı. Komşuya sipariş edip akçeyi verdim. Çok geçmeden geri döndü 'Ne renk olsun?' diye sordu. Bu işte bir hikmet var, battaniye gelmeden fitnesi geldi diye düşündüm ve almaktan vazgeçtim. O akçeyi de sadaka olarak verdim. Başkoyduğum öyle bir yol ki ne renk kabul eder ne ağırlık!" Râbia bütün ihtiyaçlarını Rabbinin ellerine bırakır. O'ndan hiçbir zaman O'ndan gayrı bir şey istemez, O'na zikir ile yakınlaşır ve başka her şeyin zikrini terk eder. Bunun adı aşktır.