Ebru

Sizi yok etmeye gelen titreşimlerin bağrında, Kahramanmaraş'ta, her şey bir anda oluverdi... Soğuk gecenin ortasına yalın ayak fırladı insanlar. Korkmuş, titrek bedenler taştı bir anda sokaklara. Şok etkisinde, sevdiklerini aramaya çalışanların telaşı ve çaresizliğin acı acı burkması insanın içini... Telefonlar düşmüyor, sevdiklerinin, güvende iyi olsun istediklerinin sesini bir türlü duyamıyorsun. Tekrar tekrar deniyorsun... Şanslı isen sevdiğin insanlar açıyor telefonu, dışarı çıkabildim diyor. Şanslı değilsen o telefon hiç açılmıyor... Telaş, korku, panik, dua, inanç bir arada tutunacak bir şeyler bulman için itiyor seni. Şehir kaosa teslim olmuş. Kimi kaçmaya çalışıyor, kimi bir yere ulaşmak için zamanla yarışıyor. Yollar saniyeler içinde kilitlenmiş, gecenin karanlığında araçların ışıkları sel gibi akıyor kilometreler boyunca. Ulaşamama, yetişememe korkusu... Durmaksızın telefonun çalıyor, mesajlar yağıyor. Bilgiye erişemiyor, neler olduğunu hala kafanda oturtmaya çalışıyorsun. Derken ambulansın acı siren sesini duyuyorsun. Günlerce kulaklarından silinmeyecek olduğunu, mıh gibi aklına kazandığını fark etmeden... Sarılmak... Çok defa ayrılıklar, kavuşmalar, göz yaşlarıyla karışık zor zamanlar geçirmiştir insan ama bu başka. Bu sarılmak başka. Viran olmuş, kapkaranlık, bildiğin yolların bile yabancılaştığı, sonsuzmuş gibi gelen bu anda sarılabilmek sevdiklerine başka, bambaşka imiş. Şükür, teşekkür, minnet, binlerce dua dökülüverirken dilinden, gözyaşları ruhunda kopan fırtınanın sessiz yağmurları gibi akıverir yanaklarından. Feryatlar, çığlıklar, sirenler, yardım isteyenler, tanrım bu mahşer mi? Bu korkunç insan seli, bu korkmuş kalabalık, ürkek çocuklar, şaşkın ve bitap yetişkinler, bu afet mi? Enkazlar, enkazlardan gelen sesler, insanların çaresizce elleriyle
Deprem
Reklam
Insan geçmiş zamanı gözünde büyütür. Geçmişe dönüp bir şeyleri düşünmeye başladığımız zaman, onu kuşkusuz kurgularız. Faruk Duman Kafkaokur Yaz: Öykü
Izdırabın türü ne olursa olsun, iyi olmak için umut hep vardı gerçekten. "Hayat devam ediyor" denilen şeyin de altındaki gerçek, umuttu zira. Yara izleriyle de olsa ayağa kalkabilmek ve yeniden uçma hayalleri kurabilmek. Yaz: Umut Özel Sayı Gizem Demirel
Iç sesimi okudum az evvel!
Hissettiğiniz kadar yalnız, benimsediğiniz kadar çirkin, kabul ettiğiniz kadar zayıfsınız. Bireyselleşmeniz için kurulan bu sisteme gözlerinizi açtınız ve öyle ki bu sistem size kişisel gelişim kitapları satacak, bencilliği özgüven olarak empoze edecek, yaşattığı güvensizlik ortamında anı değil para biriktirmenizi sağlayacak, sanal ortamda başkalarının hayatlarını seyrederken kendinize ait olmayan hayatları benimsetecek, insan olarak değil potansiyel müşteri olarak görüldüğünüz için de ömrünüz boyunca pesinden koşacağınız çeşitli ebat ve renkteki havuçları burnunuzun ucuna ekleyecek. Yalnız hissetmeniz belki de illüzyonun içinden çıkmanız için bir fırsattır. Tuğba Sarıünal