Bu yüzlerce yıllık uyuşukluktan silkinip kurtulmak, dogmatizmi unutmak ve insana Tanrı’yı kendi özünün doruğu olarak görme hürriyetini tanımak gerek...
Bizde, fırtınaların, medlerin de yok edemediği bir arzu, bir özlem vardır: Öldükten sonra dirilmek arzusu, insan, ne pahasına olursa olsun, öbür dünyada da var olmaya devam edeceğine inanmak istiyor, prensipte bunun mümkün olmasını istiyor.
Hayat, bütün hiçliklerden daha kuvvetlidir ve dünyada ondan daha kutsal bir şey yoktur. İşte bunun için insan öldürülemez, bunun için öldürmemek zorundayız. Ama düşman gelip senin toprağını işgal etmişse, dövüşülür, savaşılır. Ve, sevgilinin şerefi de, insanın anavatanı gibi korunmalıdır. Ayrılık acısı taşınamayacak kadar ağırdır, omuzlarına çöken bir dağ gibidir. Çünkü o sevgili olmadan güzellik yoktur, renkler yoktur, ışık, neşe ve gelecek gün yoktur.. işte bunlardır şarkılar. İnsan bütün şarkıların içeriğini sayıp dökemez…