Şimdi köyde, böyle üzüntülerden habersiz,rahat rahata oturan kardeşlerimi düşünüyorum da, acaba şu okumak dedikleri şey, dertsiz başa dert midir diyorum kendi kendime.
Tevekkeli,Tarancı dememiş: “Bilmek yanmakmış büsbütün!”
Her gazete, her dergi ve kitap sayfasında, peri masallarını andıran dünyalar açılıyordu önümde.Benim o dapdaracık dünyam genişliyor, genişliyordu.Yeni şeyler öğrendikçe öğrenmeye karşı duyduğum susuzluk artıyordu.Kafam düşünmeyi yeni yeni öğreniyordu.
Köyde çocuk bakımı bilgisi hemen hemen yok gibidir.Zaten olsa bile yaşam koşulları,geçim zorluğu, bu bilgiyi uygulama olanağından köylüyü yoksun kılıyor.Doğumun daha ilk günlerinde çocuk, mikrop alıp ölmemişse, besinsizlikten zayıf düşüyor.Kışın soğukta iyi ısıtılmadığından ya da duman ve havasızlıktan ölüyor.