“Derin hüznün insanları mutlu olduklarında belli ederler kendilerini: mutluluğu öyle bir tutuşları vardır ki, sanki onu kıskançlıktan ezmek ve boğmak istiyor gibidirler - ah çok iyi bilirler ellerinden kaçıp gideceğini.”
“Ah, kalpten anlayan bilir, en derin sevginin bile ne kadar yoksul, aptal, çaresiz, küstah, yanlış yapan, kurtarabildiği kadar kolaylıkla da yok edebilen olduğunu!”
“Lütuf” kavramının inter pares*(eşitler arasında) bir anlamı yoktur ve güzel kokmaz; hediyelerin yukarıdan aşağıya doğru âdeta kendi üzerinden geçmesini sağlamanın ve onları damlalar gibi susamışçasına içmenin yüce bir tarzı olabilir: ama seçkin ruhun bu sanata ve tavra yatkınlığı yoktur.
Kibirli kişi kendisi hakkında duyduğu her iyi kanıya (her türlü yararlılık görüş açısını ve doğruluğunu ve yanlışlığını dikkate almadan) sevinir ve her türlü kötü kanıya da üzülür: kendisinde ortaya çıkan en eski boyun eğme içgüdüsünden ötürü, çünkü ikisine de boyun eğer, kendini onlara tabi hisseder. - Kibirlinin kanındaki “köle” dir bu, kölenin karışmışlığının bir kalıntısı.