“Asıl mesele,tutarsız mizacın gereği çocuğuna sürekli ve ilkesel olarak düş kırıklıkları yaşatmak zorunda olmandı,dahası malzemenin birikmesiyle bu tutarsızlık durmaksızın güçlenip sonunda alışkanlığa dönüşürdü;arada bir benimle aynı düşünceyi paylaştığında ve çocuğun düş kırıklıkları sonunda sıradan yaşamın düş kırıklıkları olmadığında-mesele,bilindiği gibi her şeyin ölçütü sayılan şahsındı çünkü-bu düş kırıklıkları insanı özünden yakalardı.”