"Ey akıl sahipleri, niçin akletmiyorsunuz?"
Bu bize Kur'an'ın sorusu ve Kuran'da bir çok yerde bu soru bize yöneltilirken, toplumumuzda Arapça Kur'an okumak ibadet sayıldığı için bu sorunun farkında bile değiliz esasında, çünkü Kur'an'ın ne söylediğinden bihaberiz. Uzun bir süre önce karşıma çıkan bir videoda "Keşke Kur'an'ı güzel okuma yarışmaları değil, Kur'an'ı anlama yarışmaları yapsak" demişti bir hoca, bizlerse anlamaktan adeta kaçıyoruz.
Keza diğer ibadetlerimizde de aynı şekilde; günde beş kere kılınan namazda bile neler söylediğimizin bilincinde değiliz. Kitapta da söz ettiği gibi " Ona buna beddua ederek veya firavunların tanrılık iddialarını anlatan ayetlerin okuyarak namaz kılıyoruz."
Kitabımız bu noktada Nisa Suresi 43. Ayeti de delil gösteriyor: "Ey inananlar sarhoş iken namaza yaklaşmayın, ta ki ne söylediğinizin farkında oluncaya değin" Bu da demek oluyor ki ne söylediğinin bilincinde olmak namaz için oldukça önemlidir, fakat biz yine anlamadan kılmakta bilinçsizce diretiyoruz.
Kur'an konusundaysa Fussilet Suresi 44. Ayeti örnek göstermiş kitabımız " Eğer biz Kur'an'ı yabancı dilde indirseydik, 'Onun ayetlerin bize açıklanması gerekmiyor mu? Arap'a yabancı dilde kitap hiç olur mu?' derlerdi"
Kur'an arapça kutsal bir dil olduğu için veya o dili kursallaştırmak için Arapça inmedi, indiği toplum Arap toplumu olduğu için onlar anlayabilsin diye Arapça indi. Peki biz niçin "Bize başka dilde kitap olur mu?" demiyoruz? Niçin kendi dilinde anlayarak ibadet edebilme hakkını sadece Araplara özgü?
Bu konudaki düşüncelerim haricinde kitabı inceleyecek olursak "Türkler kimdir?" Sorusuyla başlayıp; dilsel ve ırksal anlamda tarihimizi anlatan, Türkçe'nin üstünde önemle duran, ilerleyen bölümlerde savunduğu düşünceyi bütün mezheplerce ele alan, sadece savunduğu
Türkçe İbadetCemil Kılıç · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202179 okunma
Türkçe, özellikle İslam'a giriş sonrası bazı mankurt din adamlarının iddia ettiği gibi kesinlikle yoksul ve ifade gücü kısıtlı bir dil değildir. O mankurt din adamları aslında kendi halkına yabancılaşmış ve İslam'la Araplaşmayı bir gören ve Araplaşma arzusu taşıyan satkınlardır.