Hissedilerek çizilmiş her portre ressamın bir portresidir, modelin değil. Modelin orada bulunması yalnızca resmin yapılmasına yol açan rastlantı , bahanedir, Ressamın gözler önüne serdigi kişi o değildir; tersine, renkli tuvalin üzerinde açıklanan, ressamın kendi kişiliğidir. Bu resmi sergilemekten kaçınmamın nedeni şu ki resimde kendi ruhumun gizini ele vermiş olmaktan korkuyorum.
Nevrotik bir insanla ilişkisi olmuş her insan yorulur. Çünkü Nevrotik, güç elde etmekle güçsüz olmak arasında salınan ve bu iki ucu kendi içinde bir türlü uzlaştıramayan kişidir. Yazar, kültürümüzün üvey evlatları olarak adlandırır onları ve böylece kültürün rolünü hak ettiği biçimde açıklar. Çağımızın hem ekonomik hem duygusal dayatmaları normal insanı bir parça nevroza sürükler. Freud da der ya "Medeniyetin bedeli nevrozla ödenir" diye. Kitap tüm bunlara ışık tutuyor. Özellikle ilişkiler hakkındaki bölümler ufuk açıcı. Ruh sağlığı alanından biri olarak tavsiye ederim.
Nevrotik, herkesin isteğinin kurbanı olduğunu hissetmeye eğilimlidir ancak aynı zamanda dünyanın kendisini ona uydurması gerektiğinde ısrar eder. Esir edilmiş hissetmeye eğilimlidir ama aynı zamanda başkaları üzerindeki gücünün sorgulanmaması gerektiğinde ısrar eder. Çaresiz olmak ve bakılmak ister ama aynı zamanda bütünüyle kendine yeterli olmakta, hatta her şeye kadir olmakta ısrar eder. Bir hiç olduğunu hissetmeye eğilimlidir ama bir deha olarak kabul edilmediğinde rahatsız olur. Bilhassa her iki arayış da çok güçlü olduğundan, böyle uçlanı uzlaştıracak tatmin edici bir çözüm kesinlikle yoktur.