" “Başımı döndüren, bana huzur ve rahat vermeyen işlerim arasında seni, ırmağın gürültüsüyle, görülmeyen bitkilerin kokusuyla dolu Vişegrad’ın sakin bir gecesi gibi düşünüyorum,” diyordu. Hepsi bu kadar."
"... Yalnız, bu... her ne olursa olsun... bir saniye sana zaaf gösteren... gururunu okşayan hiç bir şeyin karşısında kendini tutmak elinde olamayışından ileri geldi, evet, heyecanlı ve tecrübesiz zavallı öğretmeni elde ettin. Tıpkı, makalelerini yazdığın, konferanslarını verdiğin... konuşmalarını yaptığın gibi. Onları elde eder etmez, canın sıkılmaya başlıyor. Gururun sıkıntıdan esniyor, doymayan gözlerin uzaklarda başka bir şey arıyor, hiç bir yerde durmasını bilmiyor, hiç doymuyor ve tatmin olmuyorsun. Bu da senin cezan! Her şeyi gururuna feda ediyorsun ama onun başlıca kölesi ve en büyük kurbanı sensin! Belki daha bir çok şöhret ve başarılar elde edeceksin... Aldatılan kadınların zaafıyla elde ettiklerinden daha büyük başarıların da olacak... Ama seni hiç biri tatmin etmeyecek, çünkü gururun daima daha ileriye gitmesini... daima fazlasını isteyecek... Çünkü o her şeyi yutuyor... Sonra da çabucak unutuyor, yalnız ne kadar küçük, ne kadar önemsiz olursa olsun her başarısızlığı, her hakareti daima hatırlıyor. Bir gün nihayet, etrafındaki her şeyi kemirdikten, kırdıktan, kirlettikten, alçalttıktan, dağıttıktan ve yok ettikten sonra, bu çölün ortasında gururunla karşı karşıya yapayalnız kalacaksın. Artık ona verecek bir şeyin de olmayacak. O zaman kendi kendini yiyeceksin! Ama bunun da sana bir faydası olmayacak. Çünkü daha iyi parçalara alışkın olan gururun yiyecek olarak seni beğenmeyecek ve fırlatıp atacak!.. İşte başkalarının gözüne başka türlü görünmene... sen de kendini başka türlü düşünmene rağmen sen böylesin... ve seni çok iyi bilirim."
"... Oysa hayatta, kesin olan bir şey yoktur. Hiç bir şey kolayca çözülmediği gibi, onu tamamen çözmek umudu da yoktur. Tam tersine, her şey güç ve karmaşıktır. Amacı ile uygun olmayan tehlikelerle karşı karşıyadır ve insana pahalıya mal olur. Ortada ne Herak’in atılgan tasavvurlarından, ne de, senin büyük hayallerinden bir iz var!.. İnsanoğlu bütün ömrü boyunca üzülür durur ve hiç bir zaman, ne ona gerekli olanını, ne de istediğini elde etmeyi başarır. Sizin nazariyeleriniz gibi nazariyeler, sadece onun kumar zevkini tatmin eder... Gururunu okşar ve hem kendini, hem başkalarını aldatır. İşte gerçek bundan ibaret... Veya bana öyle geliyor."
"... Çünkü dünyayı yürüten ve idare eden insanların istekleri değildir. İstekler, rüzgâra benzer... Tozları bir yandan alıp öbür yana götürür, bazan bütün ufku karartır. Ama sonunda sakinleşir. Yatışır ve arkasından dünyayı yine o sonsuz biçimiyle bırakır..."