Falih Rıfkı, ilk kez kadınların seçilme hakkını kullandıkları 1935 yılı seçimlerinde şöyle yazıyor: "Hiçbir memlekette kadınlara verilmeyecek ve kadınlardan alınmayacak olan bir hak vardır: Çalışmak! Türk kadını, üniversite ve Kamutaya kadar bütün kapıları erkeklerden hiçbir ayrımları olmadığını herkese açık olan sarp ve çetin hayat uğraşılarında göstererek gene kendileri açtılar. Kadın meselesini yalnız kadın kotarabilir."
İstersen hiç başlamasın
Bu hikaye eksik kalsın
Onca yaraların ardından
Yeni bir aşk yaratamazsın
Örselenmiş bir çocukluk
İşte benim bütün hikayem
Kaç sevda geçse de yüreğimden
Bu yıkıntıları onaramazsın
Murathan Mungan
Kapitalistleşmeye dayalı modern toplumlarda sıradan insanların yaşamlarını düzenleyecek iktidar pratiklerinin ve bunları üretecek stratejilerin varlığı açıktır. Modern toplumlarda geçerli iktidar düzenleme pratiklerinin kurucu öznelerine baktığımızda piyasa/sermaye, devlet/siyasal iktidar olduğu kadar cinsiyet kimliklerinin, çocuk yetiştirmenin, nihayet cinselliği denetleme pratiklerinin ve onların odağı olan ailenin de önemli işlevlere sahip olduğunu görürüz.
Muhafazakar modernleşme dönemi boyunca kamusal görünürlüğe kavuşan kadınların da 'sessiz' olmaktan kurtulamadıklarını; bu kadınların vatan, aile, devlet adına kendine yazılmış sözü söyleme yetkisi ve serbestliği olsa da kendi sorunları ve hakları adına suskun bir kadınlık konumu olduğunu göreceğiz.