Şeytan ile Havva'nın yüzyüze gelmesi ile başkaldırı oluşur. Böylece cennetten sürülüp, çölün bağrına atılmak gerçekleşir.
Bırak "sevginin şeytanlığını, çıplaklığım göstersin sana! Anlam, acı ve dağınıklıktan öteye geçemiyorsa da kesinlikle durgunlaşmak için görmemeye dayanma!
öyleyse!
Evet... ancak, suç olmayacak obaydı boyun eğmeyi nasıl elde edebilirdin?
Gerçekte kişi, eli kana bulanmış bir ”melek”tir.
öyleyse çöl, yalnız benim/bizim kamışlığımız değil, tersine "ulusumuz", "ruhumuz", "düşüncemiz", "İnanç ile dinimiz", "yazınımız", "yaşamımız", "doğamız" ile "yazgımızın kamışlığıdır.
Çöl, "bu bir coğrafya olarak beliren tarih!"
Arkadaş!
Korkuyorum korkulması da gerekiyor yazgının tuzağından...
Gerçekten de, sevginin dokunulmazlığına andolsun; bu yazdıklarımla 'mutluluk" dolu bir yol mu, yoksa "acılar" dolu bir yol mu yürüyorum, bilmiyorum!
Gerçekten de, bu yazdıklarımın "boyun eğmek” mi yoksa "baş kaldırmak" mı olduğunu bilmiyorum!
Keşke hepten bilgisiz olsaydım da kendimden kurtulsaydım! Devinim ile durgunluk anlarında birtakım yazılar yazınca onlardan dolayı inciniyorum, çok!
Tanrı’nın yolunda birtakım yazılar yazınca da inciniyorum.
Sevenlerden söz etsem de olmuyor,
Düşünenlerden söz etsem de olmuyor,
Yazdıkça yazsam da olmuyor,
Hiç yazmasam da olmuyor,
Söylesem de olmuyor,
Sessiz kesilsem de olmuyor,
Bunu açıklasam da olmuyor,
Açıklamasam da olmuyor,
Suskun dursam da olmuyor!