platon’a göre, karşıtı olan bir şey muhakkak karşıtından ortaya çıkmalıdır. mesela bir şey büyüdüğünde, daha önceki küçük halinden daha büyük bir hâle gelir. keza bir şey küçüldüğünde de daha önceki büyük hâlinden daha küçük hâle gelir. aynı şekilde güçlü zayıftan, hızlı ise yavaştan meydana gelir. o hâlde her şey ancak kendi karşıtından meydana gelebilir. karşıt çiftler arasındaki bu dönüşümde her zaman birinciden ikinciyi ve ikinciden birinciyi meydana getiren iki tane doğuş vardır. örneğin biri büyük biri küçük iki varlık arasında, büyüme ve küçülme yoluyla birinin büyüdüğü diğerinin ise küçüldüğü söylenebilir. her oluşumda zorunlu olarak biri diğerinden meydana gelir ve bu değişim iki yönlü gerçekleşir.
uyanık olmanın karşıtı uyumaksa, hayatta olmanın karşıtı ölümdür. o hâlde hayatla ölüm birbirlerinin karşıtı olduklarına göre, bunlar karşılıklı olarak birbirlerinden doğarlar. canlılar ve hayat, ölülerden doğarlar. ölüm ve hayat ilişkisindeki doğuşlardan birisi ölmektir. karşıtlar ilişkisinde iki doğuş olduğuna göre, “ölmek” doğuşunu dengeleyecek başka bir doğuş olmazsa, doğa eksik kalır. işte bu ikinci doğuş da “yeniden doğmak”tır. işte, ölülerden hayatın doğabilmesi için ise ruh olmak zorundadır.
ayrıca karşıt çiftler arasında bir daire çizecek şekilde ikili doğuş olmasaydı ve doğuş karşıtlardan birinden diğerine düz bir çizgi çizecek şekilde gerçekleşseydi, bütün varlıklar aynı görünüme sahip olurdu, aynı etkiye maruz kalırdı ve artık doğamazlardı. yani, yeryüzünde hayat diye bir şey olmazdı, çünkü ölülerden hayatı meydana getirecek olan ikinci doğuş eksik kalırdı. bu da yeniden doğuşu ve dolayısıyla ruhun varlığını ispatlayan ekstra delildir.
Platon'un bu diyaloğu Sokrates'in Savunması ile bağlantılıdır. Phaidon, Sokrates'in arkadaşı ve aynı zamanda öğrencisidir. Sokrates'in ölümünü anlatıyor Phaidon bizlere. Ve asıl güzel olan da ölümle burun buruna olan güzel insan Sokrates'in hâla daha insanlara öğüt vermesi, onları ölümüme üzülmemeleri için teselli etmesidir. Çok fazla ayrıntı vermek istemiyorum.Çünkü, kitabın büyüsü bozuluyor. :) Sokrates'i ve felsefeyi sevenlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. İyi okumalar...
PhaidonPlaton (Eflatun)
Phaidon, Platon'un en gözde ve önemli diyaloglarından biri olarak kabul edilir. Bu diyalog, Platon'un felsefi düşüncelerini derinlemesine ele aldığı ve hayatın anlamı, ölüm, ruhun ölümsüzlüğü gibi evrensel konuları tartıştığı bir eserdir. Phaidon, aynı zamanda Yunan edebiyatının en seçkin eserlerinden biri olarak da değerlendirilir. Platon'un bu diyalogunda, Sokrates'in ölümünden önceki son günlerinde öğrencilerine verdiği dersleri anlatır. Sokrates'in ölüm karşısında sergilediği sakinlik ve düşünceleri, okuyuculara derin bir düşünce ve anlam katmaktadır. Phaidon, Platon'un felsefi düşüncelerini derinleştiren ve okuyucuyu düşünmeye yönlendiren bir eser olup, Yunan edebiyatının en önemli ve etkileyici eserlerinden biridir.
Kitap Sokrates'in ölmeden önceki saatlerini iyi yaşamış hayatını şiirsel bir dille anlatır. Sokrates'in son saatlerinde, onun yaşamı şiirsel bir şekilde parıldar. Kitap, onun felsefi düşünceleri, bilgeliği ve toplumla olan etkileşimleriyle dolu olan hayatının son anlarını belgelemektedir. Sokrates'in derin düşünceleri ve sarsıcı soruları, okuyucuyu hayrete düşürürken, onun sadece bir filozof değil, aynı zamanda bir bilge olduğunu vurgular. Sokrates'in ölmeden önceki saatlerinde, onun yaşamının değerli anları birer şiir gibi akar ve okuyucuya derin bir duygusal deneyim sunar. Kitap, Sokrates'in hayatının büyüleyici bir portresini çizerken, onun felsefi mirasının önemini ve etkisini vurgular. Sokrates'in son saatlerinde yaşadığı iyi yaşam, okuyucuyu düşünmeye ve kendi yaşam felsefelerine bir bakış atmaya teşvik eder. Birçok Platon yorumcusu, Phaidon adlı eserin, bütün Platonik eserler içerisinde tragedyaya en fazla benzediğini iddia etmektedir. Phaidon diyalogu, Platon'un felsefi düşüncelerini derinleştirdiği, ölüm, ruhun ölümsüzlüğü ve
hakikati daha kolaylıkla bulmak istiyorsan, sadece insanları incelemekle yetinme, bütün bitkileri, bütün hayvanları, tek sözcük ile bütün doğan şeyleri de incele çünkü o zaman bütün şeylerin aynı şekilde yani kendi karşıtlarından -karşıtları olduğu zaman- doğdukları görülür. örneğin güzel çirkinin, haklı haksızın karşıtıdır, daha böyle binlerce şeyin karşıtı vardır.
Ölümsüzlüğe inanmak göze alınabilir bir deliliktir. ~Platon~
Platon'un "Phaidon" diyalogları felsefenin en etkili derin duygusal eserlerinden biri.
Sokrates'in son nefesine kadar hakikati arayışının öyküsüdür.
Ruhun doğası-ölümsüzlüğü
ölümle ilişkisi gibi
derin konuları ele alır.
"Phaidon" bize
Neler Anlatıyor ️?
Beden bir kafes midir
ruhu tutsak eden........
Phaidon ; Sokrates'in ölümünden önceki son saatlerine tanıklığımızdır.
Phaidon diyaloğu,
Atinalıların Apollon’u kutsamak adına Delos’a gönderdikleri geminin şehre tekrar dönüşü sırasında yaşanan hadiseleri anlatır.
Geminin seyahati sona erene kadar kimsenin öldürülmemesine dair verilen emir uygulamadan kaldırılmıştır
Bu sebeple de Sokrates’in ÖLÜM cezası gerçekleşmek üzeredir.
Sokrates’in bir takım dostları kendisinin Phaidon ile konuştuğunu öğrenir
ve Ekhekrates aracılığıyla Phaidon’dan olanları anlatması rica edilir Bu diyalogda, Sokrates’in ölümden
hiç de hoşnutsuz olmadığı
aksine onu büyük bir memnuniyetle karşılayacağı aktarılır
Sokrates’in ruhun ölümsüzlüğü ile ilgili düşünceleri Platon tarafından çok detaylı sunulur.
Günümüzden 2400 yıl önce Akademeia'nın(dünyanın ilk üniversitesi) kurucusu Platon (Eflatun) tarafından kaleme alınan Phaidon adlı eser, Sokrates’in ölümünden önceki son saatlerini ve öğrencileriyle yaptığı derin felsefi tartışmaları konu alır. Platon, olayları, Phaidon adlı öğrencinin ağzından aktardığı için esere bu ismi vermiştir.
Platon kitapta, hocası Sokrates’in ölümüne dair düşüncelerini, ruhun ölümsüzlüğü ve ölümün anlamı üzerine yaptığı sohbetleri anlatmıştır. Atina’da hapsedilen Sokrates, ölüm cezasına çarptırılmıştır ve son günlerinde öğrencileriyle bir araya gelip kitabın içeriğinde olan derin konuları tartışmıştır. Sokrat, ölümün bir son olmadığını, aksine ruhun bedenden ayrıldığında özgürleştiğini ve ölümsüzleştiğini savunur. Onun bakış açısına göre, ölüm bir son değil, ruhun hakikate ulaşacağı bir geçiştir. Bu kısımlar metafiziksel alan olduğu için Sokrates'in düşüncelerine bir ekleme yapmadan verilmek istenen mesajı aktarmayı daha uygun buldum.
Sokrates, ruhun ölümsüzlüğünü kanıtlamak için bazı felsefi argümanlar geliştirmiştir. Bunlar: Ruhun basit ve bölünemez olması, bilgiyi hatırlama yoluyla öğrenmesi ve erdemli bir yaşamın ruhu güçlendirmesi gibi fikirlerle öğrencilerine ölümün aslında bir özgürleşme olduğu fikrini benimsetmeye çalışmıştır. Öğrencileri, ilk başta bu düşüncelere katılmasalar da, Sokrates’in mantıklı ve derin savunmaları karşısında fikirlerini değiştirmişlerdir.
Sokrates'in kaldığı hapishaneye tüm öğrencileri gittiği halde kitapta en başarılı öğrencisi Platon, "Hasta olduğum için ben orada değildim." açıklamasını yapmıştır. Kitabı okurken bu detay beni biraz şaşırtmıştı. Sonuçta Sokrates baldıran zehrini hemen içmedi epey bir süre hapiste
“Phaidon”, Platon’un en derinlemesine felsefi tartışmalarını içeren
Eserde, Sokrates’in idam edilmeden önceki son saatlerini ve öğrencileriyle yaptığı son felsefi diyalogları aktarılır. Sokrates, ölümle yüzleşirken b ve erdemi öğütler, ruhun ölümsüzlüğü ve adalete olan inancını ifade eder. Sokrates’in bu diyalogdaki tutumu, Platonik düşüncenin özünü oluşturan idealizmi ve öte dünya fikrini yansıtır. Bu diyalogda ayrıca, ruhun ölüm sonrası durumu ve reenkarnasyon gibi konular üzerine derinlemesine spekülasyonlar yer alır.
"Phaidon"da Platon, Sokrates aracılığıyla, bilginin ve felsefenin, ölüm karşısında dahi insanı yüceltebileceğini savunur. Sokrates'in ölümüne giden yol, Platon'un ideal form teorisine ve bilginin aranışına olan bağlılığını gösterir. Ölüm, onun için bir son değil, ruhun maddi dünyadan kurtuluşu ve idealar aleminde saf bilgiye kavuşma imkânının başlangıcıdır.
Platon, bu diyaloğu aynı zamanda erdemli bir yaşamın önemini ve bireyin ahlaki sorumluluklarını vurgulamak için bir platform olarak kullanır. Erdem ve adalet arayışının, ölüm karşısında insanı yücelten ve ona cesaret veren bir kalkan olduğunu öne sürer.
"Phaidon"un ana teması, Sokrates'in ölüm cezasına tepkisi ve ölüm anındaki sükûnetidir. Platon, bu sükûneti, Sokrates'in ölümsüzlük inancının gücü ve felsefi yaşamın ona verdiği huzur olarak betimler. Sokrates, zehri içerken bile, ruhunun ölümsüz olduğuna ve daha yüksek bir varoluşa geçeceğine olan inancını korur. Bu, Platon'un felsefesindeki "anamnesis" fikrini de yansıtır: Bilgi hatırlanır, öğrenilmez ve ruh, maddi dünyada karşılaştığı her şeyi daha önce saf bilgi aleminde tecrübe etmiştir.
Konuşmalar üzerinde geçen soru ve cevapları insanların düşünmesi, bakış açısı ile alakalı etkileyici bir eser. Bazı eserleri ancak okuyarak anlayabilir ve hissedebilirsiniz. İyi okumalar.
Asla okumaktan bıkmayacağım bir kitap. Bazen düşüncelerimiz bazı düşüncelerle örtüşmesede aynı açıdan bakmak gerekir. Son sayfalarında biraz duygusal olsamda hoşuma giden bir eserdi
Antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusu
Eski Yunan filozofu (Atina İ.Ö. 428-ay.y.İ.Ö. 348/347). Soylu bir ailenin oğlu olan Eflatun (ya da Platon), parlak bir Öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos'tan bilim dersleri aldı. Sokrates'le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, Otuzlar Meclisi'yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates'in Ölümünden sonra Megara'da Eukleides'in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak Kyrene'de matematikçi Theodoros'la tanıştı. Mısır'a bir yolculuk yapıp, İtalya'ya giderek Tarento ve Lokroi'deki pyhthagorasçı çevrelerle ilişki kurdu. İ.Ö. 388'e doğru Dionysos'un kaynı Dion tarafından, Syrasos'u pek etkileyemedi. Atina'ya dönerek, Akademi Gymnasionu'nda Yunanistan'ın dört bir yanından gelen Öğrencilere ders verdi. İ.Ö. 367 ve İ.Ö. 361'de iki kez daha Sicilya'ya gittiyse de, Genç Dionysos'u da etkilemeyi başaramadı ve felsefe ile tiranlığı bağdaştırmaktan vazgeçti. Atina'ya dönüp, Akademi'de ders vermeyi sürdürerek, söylentiye göre bir şölen sırasında öldürüldü.
Eflatun'un bütün yapıtları günümüze kalmıştır: Felsefe ve felsefeyle bağlantılı konularda yazılmış 26 diyalog. Karşılıklı konuşmalar biçiminde yazıldıkları için bunlara "diyalog" denirse de, tümünü diyalog diye adlandırmak belki doğru olmaz; çünkü, sözgelimi Sokrates'in mahkemede yaptığı konuşmayı içeren Savunma ve daha birkaç yapıtı, temelde monologdur. Gene de, tarihsel kişilere dayansın ya da dayanmasın, bütün yapıtlarını kişilerin ağzından yapılan konuşmalar biçiminde yazdığı için, tümü bu anlamda tiyatrovaridir. Birkaçı dışında, diyalogların tümünde, Sokrates odak kişidir.
Platon olan isminin neden Türkçede "Eflatun" olduğu:
- Arapçada [p] sesi yoktur. Yabancı dillerden alınan [p] Arapçada daima [f] oluyor.
- Arapçada [o] sesi de yok. Bu da daima [u]ya dönüşüyor.
- Arapçada kelime başında çift sessizi telaffuz etmek imkânsız. Türkçe ispor veya siteyşın gibi, ya başına ya arasına mutlaka bir sesli katıyorlar. Dolayısıyla filozofun Arapça adı "Felâtûn" veya "Eflâtûn". Türkçeye Arapçadan Eflatun olarak aktarılmış.