"Dudakları dudaklarıma her değdiğinde, umutsuz bir karanlık birikiyordu.
Sonsuza dek izleri silen kar gibi, sessizlik birikiyordu.
Dizlerime, belime, yüzüme kadar, susarak yığılmıştı."
"Ne var ki başımı kaldırınca, siz yarısı, hatta üçte iki kadarı, hayır belki daha da fazlası kırılmış bir insan gibi, bir şeyden güçlükle kurtularak hayatta kalmış dilsiz bir varlık misali, bir tür enkaz gibi oradaydınız."
"Zorba benim için onlarca özgürlük çeşidinden biri sadece. Bu dünyada birbirinden farklı özgürlükler olsa da benim en sevdiğim özgürlük Zorba. Ancak hiçbir zaman onun gibi yaşamak istemedim. Bunun için cesaretim de yok. Ben de o romanın anlatıcısı olmak için doğmuş bir kişiyim. Zorba gibi insanlara hayran kalmakla yetinen bir kişi yani."