“Hassasiyetimiz ve düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihni hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz.
Ama zekanın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız.” Cemil Meriç
Aralarında açılacak uzaklık o kadar korkutucu ve sorunun hedeflediği bilgi, aralarındaki ortak dilin kelimelerine o kadar yabancıydı ki, hiçbir şey soramaz, yalnızca kollarında tuttuğu Rüya’ya, bir an boş, bomboş bakardı.
Çünkü aslında her şeyi unuttuğumu, her şeyi unuttuğumu, her şeyi unuttuğumu anlattım. Çünkü aslında yaşlı, huysuz, mutsuz ve yalnız olduğumu ve ölmek istediğimi anlattım.
Felaketler zamanı gelip çattı, gel bana, nerede olursan ol, ister sigara dumanıyla dolu bir yazıhanede, ister çamaşır kokan bir evin soğanlı mutfağında, ister dağınık mavi bir yatak odasında, nerede olursan ol, vakit tamam, gel bana; yaklaşan korkunç felaketi unutmak için perdeleri çekili yarı karanlık bir odanın sessizliğinde bütün gücümüzle birbirimize sarılarak ölümü beklemenin zamanı geldi artık.