Annenin evinde yaşlı bir bekçi köpeğiyle hiçbir işe yaramayan tepkisiz evcil kediler vardı. Şu özdeyişi yineler dururduk. Kediyi yaşam boyu besle, seni bir günde bırakır; köpeği bir gün besle, sana yaşam boyu bağlı kalır.
Sen çok seyrek haksız çıkardın, çünkü az konuşurdun, az konuşurdun çünkü dışarı az çıkardın. Çıktığında da dinler, bakardın.Artık hep haklı olacaksın, çünkü bir daha konuşmayacaksın.
NASIL BİR RUH HALİNDE OKUNMALI
- İntihar düşüncesi ağır bastığında.
- Kendinizi yenilmiş hissettiğinizde.
KİMLERE HEDİYE EDİLMELİ
- İçedönük dostlara
- Felsefeyi sevenlere
- Çaresizlik hissinden beslenenlere
- İntihar fikrini sevenlere
- Kendini yenik hissedenlere
ESER HAKKINDA
Harika bir edebi uslupla yazılmıştı. Okumaya başladım ve o kadar çok kez alıntı işaretlemeleri yaptım ki, ben bile şaştım. ( Bunları yarından itibaren sayfama ekleyeceğim. Dileyen bakabilir.)
Kitap bana beni tek oturuşta bitir diye haykırıyordu. Büyüyü bozmadım ve bitirdim. Siz de öyle yapın.
Kitabın sonunda incilin sonundaki mezmurları anımsatan harika dizeler de var.
Bence elde gezdirmeyi hak eden derinlikte bir kitap.
Kitabı severseniz de benimle dost olmak için elinizi uzatın.
İntiharÉdouard Levé · Sel Yayıncılık · 20214,184 okunma
HANGİ RUH HALİNDE OKUNMALI
- Kitabı bir ölümden etkilendiğiniz sırada okumak sizi büyüleyecektir.
KİMLERE HEDİYE EDİLMELİ
- Okuma kültürü zayıf olanlara
- Fotoğrafçılığa merak duyanlara
- İstanbul’a yeni taşınanlara
- Kafasını dağıtmak isteyenlere
YAZAR VE ESER HAKKINDA:- OKUMA HEYECANINI KAÇIRIR.
Çok iyi! Süperdi falan diyemeyeceğim. Kitap dikkatle okunursa mantık hatalarıyla dolu. Birazdan bunlardan sayfalarını vere vere bahsedeceğim.
Kitap ben diliyle yazılmış. Ki bana sorarsanız en amatör yazar üslübudur. Neyse... Edebi zevki korusun da, okuruz elbette. Bir kahramanın olan olayları anlattığı bir kurgu bu. Ama nasıl anlatmak... Ben kimseye önemli, oldukça önemli bir olayı anlatırken; “ertesi sabah yağmurlu bir güne açtım gözlerimi” demem. S:362 Yani demeye çalıştığım şey ayrıntıları daha öz cümlelerle betimlerim. Kitapta buna benzer yüzlerce paragraf yer alıyor ve 400 sayfalık kitabın ilk elli sayfasından sonra 230. sayfaya kadar saçma sapan şeyler okuyorsunuz. Konuyla ve kitabın sonuyla alakasız şeyler.
Sevgili Ahmet Ümit ara ara sizi Beyoğlu ansiklopedisine sokuyor. Oysa biz en başında üç kafadar arkadaşın anısını dinliyorduk.
Bir Katya karakteri karakteri okuyoruz ki dillere destan bir Türkçesi var. Ama yazar 108. sayfada bir anlık gaflete düşerek kahramanını ilk ve son kez “Kenan gelmiş olmak” diye konuşturuyor. Başka yerde hiçbir zaman Türkçesi bozulmuyor sevgili Rus Katya’nın.
Bir başka mantık hatası sayfa 149’un son paragrafında. Eşiyle iş seyahati dolayısıyla 9 gün uzak kalan kenan, bunu sekiz gün olarak çelişik hale getiriyor.
Çok abarttığımı düşünebilirsiniz. Ama ben her satıra gerekli dikkati vermeye çalışıyorum.
Devam edeyim.
Yazar rahatsız eden bir seviyede her aramada “numarayı tuşluyor.” Numara tuşlamak demek o numaraları ezbere bilmek demek. Bu hiç