Yazımın başında şunu belirtmeyi önemsiyorum. İletilerimin genel amacı sizi küçümsemek, incitmek ya da kışkırtmak değil. Feminen’den başlayalım.
Yazılarımız cinsiyetsizdir fakat yazdığımız düşünceler metinlerimizi feminen ya da maskülen yapar. Hadi üçüncü hali de ekleyelim, nötr hale sokar.
Yani ben sizin metninizi okurken bir kadınla değil, feminen bir metinle karşı karşıyaydım ve onu cevapladım. Konumuz tiyatroysa ve kadın hakları savunuculuğu konusuna girdiysek ucundan kıyısından, size Üstün Dökmen’den Nokta nokta Hanımın Hayatı isimli tiyatro oyununu okumanızı öneririm.
Standartlaşmış biçimleri ya da üslupları sevmiyorum. Bana inceleme hakkında genel bir yargı belirtmişsiniz. Şu bu veya öteki konularda fikir belirttiğiniz bir şeydir inceleme demişsiniz.
Bundan başka bir şey yapacaksanız, “Sosyal medya kanallarını kullanın. Burayı değil.” -veya buna benzer. - diye ifade etmişsiniz.
Şu an yorumunuza bakamıyorum. Neyse mühim değil.
Sözün tam burasında bir kitap daha önereyim.
Shopenhauer- Okumuşların Cehaleti Üzerine.
Bir hatırlatma yaparak devam edeyim.
Burası da kitaplar özelinde odaklanmış bir sosyal medya sistemi ya da sitesidir. Ki bu da önemli değil. İnsanlar nerede isterlerse orada fikirlerini paylaşsınlar. (Ağırlıklı olarak kitap hakkında konuşulan bir yerde futbol konuşmayı ben de garipserim elbette, ama burada öyle bir durum söz konusu değil.)
Zihnim biraz dağınık, yorumunuza sırayla olmasa da her eleştirinize saygı ve mutlulukla cevap vereceğim. Bağışlayın.
Feminist olmanızdan; yani kadın hakları savunucusu olmanızdan memnun oldum. Böyle olmanızı da değerli buluyorum. Keşke kadın haklarını hepimiz hakkı ile savunabilsek. Savunabilsek ama... Erkeğe de düşman olmasak. Erkeksi metinlere de kitlesel imha silahı gibi bakmasak. Kitaplar bize taş atmazlar. Metinler sadece zihinlerimiz içindir. Haa... zihinlerimize çok güzel ve yerinde taşlar atabilirler. Bundan rahatsız olabiliriz. Kahrolabiliriz ve hatta kitapları yakmak isteği bile duyabiliriz. Buna tahammül edebilme gücü bizi edebi zevk sahibi yapar.
Yani diyelim ki erkek arkadaşınıza bu kitabı hediye ettiniz, ya da kadın, fark etmez.
Katerina’nın aç kalmasına, düzgün bir yatakta uyuyamayıp uykusuz kalmasına şahit olan birinin aynı şeyleri sizin üzerinizde deneyimleme olasılığı varsa onun edebi zevki yoktur. Size Bianca gibi ol derse edebi zevki yoktur.
Ama kahretsin ben de o para düşkünü, ukala ve laf cambazı herif gibi değilim değil mi? Diyebilirse edebi zevk sahibidir.
Unutmayalım ki erkekleri ölesiye savunmak da feminizm fikrine hizmet eder. Bir davranıştan tiksinmek başka bir davranışa taraftar olmamızı kolaylaştırabilir.
Yazdıklarım, seçtiğim kelimeler sizi incittiyse özür dilerim. Rahatsız ettiği için de inanılmaz mutlu oldum.
Neden?
Sizinle konuştuk. Fikir paylaştık. Eğer beğenmiş olsaydınız sadece kalp atar geçerdiniz. Bu benim için bir kazanım olmazdı.
İnanın size minnettarım.
Beni takibe alın ve eleştrilerinizle hem stres atın hem de beni daha iyi bir okur olmam yolunda dürtün.
Sizden rica ediyorum.
Çok yazdım. Umarım bir kazanımı olmuştur.
Son söz:
İnsandan doğanlar insan olurlar
Hayvandan doğanlar hayvan olurlar
Hepisi de bu dünyaya gelirler
Ana Hak'tır sen bu sırra erdin mi?
N. Ertaş