Schiller'in romantik ruhlu iyi insanlarında bu hep böyle olur. İnsanı son dakikaya kadar tavus tüyleriyle süsler; son dakikaya kadar kötülük değil, iyilik umarlar... Madalyonun öbür yanını hissetmezler bile. Ne pahasına olursa olsun, söylenmesi gereken sözleri, önceden bir türlü ağızlarından kaçırmak istemezler. Bunu düşünmek bile ödlerini koparır... Tavus tüyleriyle süsledikleri adamın kendisi gelip de onları burunlarından yakalayıncaya kadar gerçek karşısında, iki avuçlarıyla yüzlerini örterler.
Hele bak şu Sonya'ya!.. Ne yaman bir define bulmuşlar! Yararlanıyorlar da... Düpedüz yararlanıyorlar!.. Alıştılar da... Ağladılar mağladılar ama yine de alıştılar... İnsan denilen şu aşağılık yaratık neye alışmıyor ki..."
Delikanlı, yüzünüzde acıya benzer bir şeyler okuyorum. Daha, içeri girdiğiniz sırada bunu sezdim. Zaten sizinle hemen konuşmaya girişmemin nedeni de budur.
Alea iacta est: Julius Caesar'ın, MÖ 49'da, zaferle sonuçlandırdığı Galya seferinden sonra, Roma'ya geri dönüş yolunda Rubicon Irmağı'nı geçerken söylediği, "zar atıldı" anlamına gelen ve geri dönüşün olmadığını ifade eden ünlü Latince deyiş.